• Network Marketing Nedir?

    Network Marketing 21. yüzyılın ticaret modelidir. Bu konuda internet üzerinde oldukça fazla sayıda kaynak bulabilirsiniz. Biz burada daha detaylı bilgi vermeyeceğiz. Ancak toplumumuzca yanlış anlaşılan ve önyargı oluşturan bir takım hususlar var bunlara deyinip network marketing sistemi hakkında yüzeysel bir geçiş yapacağız.

    Network Marketing TİTAN SAADET ZİNCİRİ değildir!

    Evet Network Marketing bir zincirdir ve bu zincirdekilerde genellikle mutludur saadet zinciri de denilebilir. Ancak Network Marketing bir iş modelidir, ürün ya da ürünler vardır ve belirlenmiş bir sisteme göre pazarlanması yapılır. Doğrudan satış yöntemidir, ürünler üretici firma kanalıyla sisteme dahil olmuş kişiler tarafından doğrudan son tüketiciye ulaştırılır arada distribütör, toptancı, bölge bayisi, bayi gibi kuruluşlar olmaz. Aradaki kuruluşların kazancı ve reklam giderleri olmadığı için ürünler daha uygun fiyatlara son tüketiciye ulaştırıldığı gibi karın büyük bir kısmı da sisteme girmiş distribütörlere kariyerlerine göre pay edilir.

    Üstekiler hep çok para kazanır!

    Nispeten doğrudur zaten bütün dünyada her ne iş olursa olsun üstekiler hep çok kazanır. Siz hiç Microsoft firmasında Bill Gates’den daha fazla kazanan birini duydunuz mu? Bill Gates ve yönetim kadrosu daima diğer çalışanlardan fazla kazanır. Çalışarak yönetim kadrosuna girebilirsiniz. Bu Network Marketing sisteminde de böyledir. Çalışarak üstünüzdekileri kariyer ve kazanç olarak geçebilirsiniz ama Bill Gates’i geçemezsiniz oyüzden orada fazla takılmayın.

    Network Marketing ile para kazanabilmek için çok çalışmak gerekir!

    Başlangıçta belki çok çalışmak gerekebilir ama ilerleyen zamanda hiç çalışmadan da gelir elde etme imkanına sahip olabilirsiniz. Bu yüzden network marketing aslında tembel işidir. 1 kişinin %100 çalışması yerine 100 kişinin %1 çalışması prensibi ile hareket eder. 1.cisinde insan kapasitesi sınırlı olduğu için çalışma saatleriniz ve kazancınız limitlidir, ikincisinde insanların kapasiteleri birleştiği için çalışma saatleriniz ve kazancınız limitsizdir.

     

  •  TURNA TAKIMI

    Network Marketing kesinlikle bir ekip yani takım(team) işidir. Takım olmazsa network marketing sisteminde başarılı olmak çok zordur. Her şirketin bir kazanç planı vardır ve bu kazanç planı karışık algoritmalar içermektedir. Şirketlerin büyük çoğunluğu bu karışık algoritmalar ile yeni katılan müşterileri tedirgin etmek istemezler. Müşteriler işi yapmaya karar verdikten sonra detaylı kazanç planını öğrenmeye başlarlar. Bu detaylı kazanç planı öylesine bilinmesi gereken bir plandır ki ekipleriyle birlikte aynı ciroyu yapan aynı şirketteki iki farklı kişinin kazanç oranları tamamen farklı olabilmektedir. Şirketle bu algoritmayı ayarlerken haklı ve adaletli bir kazanç planı ortaya çıkarmaya gayret ederler. Genelde bir kişinin yoğun çalışması ile sponsoru konumundaki kişinin hiç çalışmadan diğerinin sırtından geçinmesine müsade edilmemektedir. Şirketler bütün herkesi çalışmaya teşvik edecek bir kazanç planı ortaya koymak zorundadır. Tabiki organizasyona ilk katılan kişiler ilk olmalarının faydaları ve ekiplerinin büyüklüğü itibarı ile çok kazanacaklardır. Ancak alt bayilerden çok çalışanlar zaman içerisinde kendi sponsorlarını ve hatta sponsorlarının sponsorlarını dahi geçebilme imkanına sahip olabilirler tabiki kazanç planını çok iyi bilebilirlerse. Burada lider dediğimiz arkadaşın ahlak düzeyi ve etik değerleri çok büyük önem arz etmektedir. Bazı lider dediğimiz arkadaşlar şirkette geçirmiş olduğu yıllar içerisindeki kazandığı bilgi ve tecrübeleri sadece kendi çıkarları doğrultusunda paylaşmak ister. Bu tarz liderler kısa sürede başarısına başarı katabilir ancak uzun vadede kalıcı olamazlar. Network marketing uzun soluklu bir iştir ve kişinin kendini ahlak dahil her konuda yetiştirmesini gerektirir. Kendi ekibinizi yönetmek oldukça zor bir iştir ve gerçekten liderlik gerektirir. Network marketing tarzı işlerde lider olmak gerçekten zordur.

    Network Marketing tarzı işlerde aynı şirketin içerisinde birden fazla takım bulunabilmektedir. Hatta farklı görüşlerden dolayı takım içinde takımların bile oluştuğunu gözlemleyebilmekteyiz. Ekip üyeleri kendilerini takımın ideolojisine yakın hissetiklerinde çok daha başarılı olabilmektedir. Bazı takım isimleri ve ideolojisi ekibe güç verebilirken bazı takım isimleri anlamsız olabilmektedir. Ben de bu bakımdan takımdaki herkesi ortak paydada buluşturabilecek bir takım ismi bulmaya çalıştım ve araştırma yaparken karşılaştığım bir hikaye beni derinden etkiledi. Bir kuş turu olan bu isim aynı zamanda network marketing ilkelerine benzer özellikler taşıması bu ismin bir Network Marketing takımı için olabilecek en iyi isim olduğunu düşündürdü. Şimdi izninizle www.mailce.com sitesinden alıntı yaparak bu ismin hikayesinden bahsetmek istiyorum.

    Japonya’ya atom bombası atıldığında 2 yaşında olan bir kız, 12 yaşına geldiğinde maruz kaldığı radyasyon nedeniyle kansere yakalanmış ve hastaneye yatırılmış.

    Ama durumu ümitsizmiş.

    Hastanedeki tüm doktorlar, küçük kızın ölümü için gün sayarken, küçük Japon kızı hayat doluymuş.

    Koridorlarda koşuyor, oynuyor ve diğer hastalara yardım ediyormuş.

    Hastaların arasında en sevdiği kişi ise 80 yaşlarında, kendisi gibi kanser olan yaşlı bir kadınmış.

    Küçük Japon kızı, ölüm döşeğindeki bu yaşlı kadını hiç yalnız bırakmamış. Kadın ölmeden hemen önce “Benim için çok geç ama, bizim inanışımıza göre; eğer bir kişi kağıttan 1000 tane turna kuşu yaparsa, her istediği kabul oluyor. Ben yapamadım, sen yap ve kurtul”demiş ve son nefesini vermiş.

    Küçük Japon kızı çok üzülmüş ama hayatta kalma arzusuyla geleneksel Japon sanatı olan origamiyle kağıtan turna kuşları yapmaya başlamış. Neşe içinde çalıştığından ilk başlarda çok hızlı yapıyormuş. 1000 tane turna kuşu yapması işten bile değilmiş.

    Ama sağlığı da hızla bozuluyormuş. Bu hazin öykü önce yerel, sonra da uluslararası basında yer almış. Dünyanın dört bir yanından insanlar kıza, binlerce turna kuşu göndermeye başlamış.

    Ama küçük Japon kızı, haberler basında çıktığında elini kıpırdatamaz hale gelmiş. Hayattaki son saatlerini 644. kuşu yaparak geçirmiş. Kuşu bitirmiş, gözleri kapanırken hemşireler ve hastabakıcılar, postadan çıkan yüzlerce origami kuşuyla odasına girmişler. Ama küçük Japon kızı yüzünde bir tebessüm yatağında cansız yatıyormuş. Postacılar aylarca kağıttan turna kuşu taşımışlar hastaneye. Sayısı milyonlara ulaşan turna kuşları Japonya’da bir müzede sergileniyor…

    Bu hikaye Japonya’da 1943-1955 yılları arasında yaşayan Sadako Sasaki’nin hikayesidir. Arkadaşları, eksik kalan 356 turnayı katlayıp onunla birlikte gömerler.

     

    Turna kuşu, o zamandan beri barışın ve nükleer silahsızlanmanın simgesidir.

    Küçük kızın hayatı “Sadako ve Kağıttan Bin Turna Kuşu” adıyla 1977 yılında Eleanor Coerr tarafından kaleme alınmıştır.

     

    Ayrıca Hiroşima ve ABD’de anısına heykel ve anıt bulunmaktadır.

     

      

     

    Bu hikayenin kanserle mücadele eden küçük bir kız çocuğu ve dünyanın dört bir tarafından birbirini ve küçük kızı hiç tanımayan insanların bir umut olarak kendilerinin de çorbada bir tuzu bulunsun diye kağıttan turna kuşu yaparak göndermeleri ve bu gönderilerin aylarca sürüp milyonlara ulaşması insanoğlunun içindeki sevgi gücünün ortaya konması açısından beni çok derinden etkiledi. Kırmızı reishi mantarının bilimsel çevrelerce ve araştırmalarla da ispatlı kansere karşı savaşan en önemli bitkisel madde olması bu anlamda takım ruhunu yansıtabilecek en güzel isim olabileceğini bana düşündürdü.

    Ayrıca turna kuşunun özelliklerine baktığımızda,

    Anadolu'nun bazı mecralarında, turnalar için çok yaygın bir inanış bulunmaktadır. Saflığın, bereketin, mutluluğun, refahın müjdeleyicisi olarak sayıldı gibi temizliğin, vefanın, sadakatin, saflığın, sabrın, özgürlüğün ve de onurun simgesi olarak görülmektedir. Tüm bunlara baktığımızda network marketing takım bireylerinde olması gereken özelliklerin bu kuşta toplanmış olduğunu görebilmekteyiz.

    Turnalar, o estetik görünüşleri ve endamları ile baş tacı edilen kuşlar arasında ilk sırada yer alırlar. Bu özellikleri ile Amerikan yerlilerinin totemlerinde, Rus şarkılarının hemen, hemen her kıtalarında, yerli dans kültürün de ve yunan mitlerinde karşımıza sık, sık çıkarlar.

    Ayriten Turnalar, Bektaşilik ve Alevilik kültürün de önemli yere sahiptir. Alevilikte güvercin ve turnaların kutsal olduğuna inanılır. Bu kuşlar, Alevilerin simgesi olan özel folklor danslarında uyguladıkları figürler arasında önemli bir yer alır. Özellikle de Hz. Ali’yi temsil ettiğine inanılır ve turnaların normal bir kuş olmadığı yeğlenir.

    Çin kültüründe turnalar; belirtilen bir hikâyeye göre yaralı bir turnayı iyi eden genç adamın evine alımlı ve güzel bir bayan gelir. Bu adam ile kadın yaşamlarını mutluluk ve bolluk içerisinde sürdürürler. Kadın adamın maddi durumunu güçlendirmesi için ona elişlerinden sanatlar işler. Durum bu haldeyken adam gücüne, güç katar ve zengin olur.

     

    Kadın çok çalışmasından dolayı, zaman geçtikçe zayıflamaya ve halden düşmeye başlar. Kadını gizlilik içerisinde uzaktan seyreden adam onun bir turna olduğunun ve elişi yaparken kullandığı muhteşem tüyleri kanatlarından aldığına şahit olur. Kadın, adamın onu seyrettiğini fark edince turna olur ve gökyüzünde süzülür. Bu nedenden dolayı Çinliler için Turna kuşu vefayı ve iyiliği sembolize etmektedir.

    Japon kültüründe uzun ömür, mutluluk, güzellik, şans ve bereketin simgesi olarak sayılıyor.

    Turna, göçmen kuşlar arasında yer alır. Fiziksel görünüşü leyleğe benzer, ancak turnaların gagası leyleklere göre çok daha küçüktür.

    Turnalar, 25-30 yıl arası yaşarlar. Leyleğe göre daha küçüktürler. Uzunlukları 140 santimetreye kadar ulaşabilir. Perdeli ayak parmakları vardır. Yaşadıkları yere göre, tüylerinin renkleri farklılık gösterir.  Beyaz renkli turnaların yanında kahverengi olanları da bulunur.

    Her kuluçka döneminde iki adet yumurta çıkaran turnaların erkeği ve dişisi dönüşümlü olarak kuluçkaya yatar.

     

    Turnalar sürüler halinde bulunurlar. Sonbaharda Kuzey Afrika’ya göç ederler. Göçerken, seyirlik ve gösterişli bir uçuş sergilerler.  “V” şeklinde uçarlar. Yolculukları boyunca lider turna kuşu sırayla ekip arkadaşları ile yer değiştirir. Çünkü V şeklindeki uçuşta Lider turna büyük bir efor sarfederek öncülük yapmaktadır. Diğer turna kuşları lider turna kuşunun kanat hareketleri ile yapmış olduğu hava akımlarından faydalanarak az enerji harcayarak uçuşuna devam eder. Lider turna yorulduğu zaman liderliği arkadaşına devreder. Böylece yolculuk boyunca takımdaki herkes liderlik yapmış olur. Takımdaki kuşların ortak amacı aynıdır, hedefe varabilmek için bu uzun ve yorucu yolu mümkün olan en az eforla katedebilirler. Böyle olmasaydı varacakları yere asla ulaşamayacaklardı. Takım olmanın bilincini de en güzel bu  kuş türü açıklamaktadır. Network Marketing de uzun soluklu ve yorucu bir yolculuğa sahiptir. Takımdaki herkesin ortak hedefi aynı olup bu uzun yolculuğu başarı ile geçirebilmek için takımdaki bireylerin liderliklerine ihtiyaç vardır. Egosu yüksek tek bir liderle yola çıktığınız vakit lider yorulduğu zaman takım denize düşer.

    İşte bu sebeplerden dolayıdır ki ben bu iş için olabilecek en güzel takım isminin Turna Takımı olduğunu düşünüyorum. Tek kişi olarak başladığım bu yolculuğa liderlik yapacak yeni takım arkadaşları arıyorum. Şirketin ideolojisini ve bu takımın ideolojisini benimsemiş herkes bu takımın bireyi olabilir,benimle aynı görüşler içerisindeyseniz hemen iletişime geçebilirsiniz.

  •  

    Önyargı aslında çok çeşitli olabilir. Genel anlamda olumsuzluk çağrıştırsa da sonucu itibarı ile olumlu olduğu durumlar olabiliyor. Konumuz Network Marketing olduğuna göre önyargı bize olumsuzluk çağrıştırıyor. Peki nedir bu olumsuzluk? Bir olayda önyargı oluşabilmesi için muhakkak geçmişte yaşanan olumsuz durumlar düşünülmelidir. Network Marketing aslında çok iyi kurgulanmış bir ticaret modelidir. Yani bu ticaret yapmak isteyenler için oldukça faydalı bir araçtır. Ama bu araç farklı amacı olan kişilerce kolaylıkla kötü duruma düşürülebilmektedir.

    Mesela Network Marketing sisteminin bizde kötü olarak algılanmasının nedeni "Titan saadet zincirine" dayanmaktadır. Çoğunluğumuz bu haberleri defalarca izledi, basından takip etti adamın bir partideki göbek atışları hafızamıza kazındı, ferrari marka pahalı arabalar ve lüks yaşamı gözler önüne serilirken diğer taraftan mağdurların durumu da gözümüzün içine sokuldu ve bu da ister istemez Network Marketing sistemine bir önyargı oluşturdu. Bana göre bu bir algı operasyonuydu. Çünkü yeni çağın düzeninde firmayla direk alıcının buluşması demek arada ekmek yiyen birçok kişi ve kurumun kazançlarından olması demekti. Sektördeki çoğu kişi işini karşı tarafa anlatırken sözünün yarıda kesilip "...haa ben biliyorum o işi saadet zinciri o" lafıyla karşı karşıya kalmıştır. Bu noktadan sonra önyargı kırıcı donanımlarınız yoksa ne yapsanız nafile, çünkü karar verilmiş karşı taraf kendini mağdurların yerine koymuş sizi de ferrariye binen göbek hoplatan adama benzetmiştir bile. Devam ettiğiniz takdirde nahoş olaylarla karşılaşmanız bile elbette mümkün olabilir. Bu önyargı medyayı takip eden büyük çoğunluğun içine işlendi ve bana göre de bilinçli olarak yapıldı. Tam unutulmaya yüz tuttu derken yeni nesillerin de olaya dahil olması açısından Çiftlikbank skandalı patlatıldı ve yine medya günlerce bu olayı işleyerek ponzi sistemlerle network marketing sistemlerini aynı kefeye koydu. Ancak ne yapılırsa yapılsın değişmeyen bir gerçek var. Network Marketing sistemi tüm önyargılara karşın kuvvetli bir sistem olup doğru ellerde ve doğru kişilerce yapıldığı takdirde fırsatlar kapısını araladığını herkes görebilmektedir. Doğru kişilerce diyorum çünkü tek suçlu yanlış sistemler değil aynı zamanda doğru sistem içerisindeki yanlış insanlar tarafından da bu önyargı oluşturulabiliyor. Bu kişiler iş planını nasıl anlıyorlarsa ısrar edip insanları boğuyor sonra çalıştığı şirketi karalayıp başka şirkete geçiyor derken orayı da bırakıp daldan dala gezdikten sonra bu işleri çok iyi biliyorum bu işlerden para kazanılmaz ancak yukarıdakiler kazanır felsefesini tüm iğrençliğiyle gittiği her yerde kusmaya başlıyor. Alın size bir önyargı bombardımanı daha. Zaten kendisine yapılan ısrarlardan hoşlanmayan kişi  bir de millete ısrarcı olup üstüne para kazanamaktansa hiç bulaşmamak daha iyi felsefesi ile önyargı duvarlarını örüyor kır kırabilirsen artık. Benim de bu işe başlamadan önce önyargılarım vardı. Saadet zinciri yapısından ben de etkilenmiştim ve Network Marketing'i birilerinin sırtından kolay para kazanmak şeklinde görüyordum. Gittiğim ilk toplantıdan çok olumsuz etkilenmiştim, durmadan yerli yersiz ikidebir alkış patlatılıyor sanki partide göbek atan adamın hazırlıkları yapılıyor gibi bir algı oluşmuştu ama içinde bulunduğum sektörden dolayı wellness sektörü ve ürünler dikkatimi çekti ve işe yine yoğun ısrarlar neticesinde dahil oldum. Ama şunu açık ve net söyleyebilirim ki beni bu işe dahil eden ısrar değil ürünün gücü idi. 1,5 yıl bu sektörü ve yapılanları izlemekle geçti. Kendim bizzat her yolu denedim, şansıma dünyanın en iyi Network Marketing eğitmenlerinden birinden eğitim aldım. Kitaplar okudum, uygulamaya koyuldum ancak bütün bunlara rağmen başarılı olamadım. Neden başarılı olamadığımın derinliklerine inmeye çalıştım. Bu önyargı var ya bu önyargı sanki işin içine girince önyargıdan kurtulduğunuzu zannediyorsunuz. Dışarıdakiler göremiyor oysa siz herşeyi görebiliyorsunuz. Önyargılar bitmiyor sisteme girdiğinizde de devam ediyor. İlk başta liste yapıyorsunuz listenize karşı önyargılı davranıyorsunuz. Yapmayın diye uyarsalar da nafile, kitaplar okusanız da herkes aynı noktada birleşse de bu önyargı sülük gibi yapıştı mı yakanızı bırakmıyor. Hemen kafada düşünceler parlamaya başlıyor. Ahmet beyin çevresi geniş anlatım kabiliyeti yüksek bir ikna ettim mi yaşadık hem bu işlere de meyilli ticari kabiliyeti yüksek. Ahmet bey hayır dediği zaman mort oluyorsunuz halbuki ne hayaller kurmuştunuz bir kolunuzu çoktan sağlama almıştınız bile. Ya Ayşe hanıma ne demeli? Gördüğünüz en girişken insandı üstelik bu işleri daha önceden yapmış tecrübesi de vardı, üstelik sizinle çalışacağına da söz verdi sonra noldu? Ayşe hanım ortalarda yok param yok olsa neler neler yaparım diyen Ayşe hanım bir şirkete 6000TL saymış neymiş efendim bilgisayarı açacakmış bilgisayar çalışacakmış Ayşe hanım para kazanacakmış. Yav Ayşe hanım nasıl olur böyle bir iş nerde var böyle para kazanmak. Ayşe hanım yorulmuş, ekip kurmaktan millete anlatmaktan ürün verip parasını alamamaktan yorulmuş en güzeli  böyle bir işmiş ben de yapsam daha güzel olurmuş. Yok Ayşe hanım yok benim böyle işlere aklım ermez. Onca senedir kendi işimi yapmaktayım, çeşitli web sayfalarım var ama ben oturduğum yerden öyle bilgisayarı açarak para kazanamıyorum senin de kazanacağını hiç zannetmem. Öyle bir mucit bilgisayarı açarak para kazanmayı keşfetmiş olsun sana niye ihtiyaç duysun ki? Alır bilgiyasayarları koyar köşeye açar açar kazanır parasını. Nerde görülmüş emek çaba sarfetmeden oturduğu yerden kazanmak, mirasyedi falan olmak lazım. Meğer bu önyargı işe girenin de girmeyenin de hep içindeymiş de haberimiz yokmuş.

    Network Marketing dışardan bakıldığında çok kolay para kazanılabilen kolay bir iş olarak algılanıyor. İşin içine girdiğinizde işin oldukça basit ama o kadar da kolay olmadığını bizzat görüyorsunuz. Neymiş efendim ilklerden olursan para kazanırmışsın. Hiç alakası yok dostum ilklerden olman hiçbirşeyi değiştirmez eğer sen bir çaba sarf etmezsen. Tabi kesin konuşmak da mümkün değil. Bazılarının öyle bir şansı oluyor ki gerçekten çok çaba sarfetmeden çok çaba sarfedecek insanları bulup kolay para kazanabiliyorlar. Ama bunların sayısı oldukça az. Network Marketing her ne kadar içinde şans unsurlarını barındırsa da bir şans işi değildir. Gerçek anlamda birlik beraberlik işidir. Eğer ki işe girmeden önce ve işe girdikten sonra önyargılarınızdan kurtulabilirseniz ve işi hakkıyla yapabilirseniz bu işte başarısız olma şansınız yok. Toparlayacak olursak önyargı birçok işde olduğu gibi Network Marketing işinde de başarıyı engelleyen en önemli faktörlerden birisi. Önyargısız yaklaşımlarla hiç tanımadığınız insanlarla tüm dünya üzerinde güzel bir iş kurmanız mümkün. Önyargı zincirlerini kırmadan maalesef algılamak, algılatmak pek mümkün olamıyor.