• DXN Reishi Mantarı ve Spirulina Gıda Takviyeleri

        

  • DXN, Spirulina'yı ilk adım prosesinden başlayıp son ürün haline kadar getirebilen ilk MLM şirketidir. DXN Spirulina, seçilmiş en iyi türler kullanılarak doğal bir şekilde yetiştirilmektedir. Temiz bir gölette, herhangi bir bitki öldürücü ya da böcek öldürücü kimyasal kullanılmadan yetiştirilmektedir. İhtiyaçlarınıza karşılık verebilmesi için tablet, kapsül ve toz formlarında mevcuttur.

    Kutu içiriği: 120 & 500 tablet x 250 mg.

     

     

     

     

  • Spirulina

    Spirulina asırlardır tüketilen mikroskobik su yosunudur. Yani mavi-yeşil algler, mavi-yeşil bakterilerdir. Geçmişi 1500'lü yıllara dayanmaktadır. Gıda takviyesi olarak kullanılan Spirulina ise özel olarak yetiştirilir, bu şekilde zehirli atıklar vb. sağlığa zararlı maddelerle kirlenmemiş olması garanti altına alınır. Spirulina’nın yetiştirilebilmesi için tropikal iklim, güçlü güneş ışığı, saf su kaynağı ve kirlenmemiş bir çevre gerekir. Özel olarak temiz sularda yetiştirilen Spirulina toplandıktan sonra ideal olarak yine özel bir teknoloji ile kurutulur. Çok kısa sürede kurutma işleminin gerçekleşmesini sağlayan bu teknolojinin kullanılmasının amacı oksitlenmeyi önlemektir. Kurutulan spirulina toz haline getirilerek kullanıma hazır hale getirilir. Spirulina’nın bu kadar değerli olmasının nedeni içeriğindeki vitaminlerin, minerallerin, proteinin kendiliğinden içinde var olması, dışarıdan ilave edilmemiş olması ve vücutta emilim miktarının yüzde 90'lara varmasından kaynaklanmaktadır. Yüksek miktarda bitkisel protein içeren Spirulina, günlük hayatta tükettiğimiz bir çok besinde nadir olarak bulunan temel amino asitlerin tamamını, organizmamızda bulunması gereken 8 elzem amino asiti içermektedir. Bu elzem amino asitlerin hepsi Spirulina dışında hayvansal gıdaların içerisinde bulunmaktadır. Bu yönüyle vejeteryanlar için çok değerli bir besin türüdür. 

    Kutu İçeriği

    90 Tablet Net : 400 mg 

    Günde 3 defa 1'er tablet bol su ile alınması tavsiye edilir.

  • Tabletler ve Sıvı Ekstraktlar

        

     

      

     

  • Mucize besin spirulina. Yeryüzünde ondan daha besleyici bir besin yok.

  • Spirulina yüksek besin değerine sahip ve sağlığa yararlı olduğu gerekçesiyle asırladır tüketilen mikroskobik su yosunudur.

     

    Neden söz ettiğimi hemen gözünüzde canlandıramamış olabilirsiniz ki bu gayet doğal. Merak etmeyin, son günlerde ‘süper besin’ veya ‘denizden gelen’ mucize tanımlamalarıyla öne çıkan Spirulina’yı daha detaylı anlatacağım.

    Spirulina nedir diye tam olarak anlamaya çalıştığımda itiraf etmeliyim kendimi biyoloji sınavına çalışan bir öğrenci gibi hissettim. Spirulinayı kolaya kaçarak su yosunu diye tanımlamak belki de en doğrusu. Çünkü teknik olarak Spirulina bir bitki değil de bir siyanobakteri türü.

    Şimdi de ‘Siyanobakteri nedir?’ diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Yani mavi-yeşil algler, mavi-yeşil bakteriler.

    Örneğin kimi kez akvaryuma musallat olup akvaryum suyunu yeşile dönüştüren, görüş mesafesini düşüren, zamanla cam ve tabanda yosun katmanı oluşturan da işte siyonabakteridir.

    Spirulina Bir Bitki mi?

    Spirulina önceleri hem fotosentez kabiliyeti hem de bitki pigmentleri bakımından zengin olması nedeniyle bitki olarak sınıflandırılmış.

    Ancak genetik, fizyolojik ve biyokimyasal özellikleri göstermiş ki bakteri dalında yer alması daha doğru. Farklı türleri olan Spirulina’nın özellikle 3 türünün besin değerlerinin çok yüksek olduğu görülmüş.

    Biyoloji dersini sanırım burada kesmeliyim. Başa dönüp ‘Su yüzeyindeki yosun tabakası‘ desem, belki de her şey daha anlaşılır olacak. Evet, Spirulina tropikal iklimlere yakın iklimlerde, türüne göre okyanusta ya da tatlı sularında yaşayan, bakteriye benzeyen, mavi-yeşil canlılardır.

    Spirulina mikroskobik spiraller şeklinde büyür ve bu spiraller birbirilerine yapışma eğilimindedir. Böylelikle hasat da kolay olur. Koyu mavi-yeşil bir rengi vardır ve göreceli olarak da yumuşak bir tada sahiptir. Spirulina sadece besin takviyesi olarak değil sakız, şeker veya diğer ambalajlı yiyeceklerde gıda boyası olarak da kullanılır.




    Spirulina Nasıl Yetiştirilir?

    Gıda takviyesi olarak kullanılacak Spirulina özel olarak yetiştirilir. Bu şekilde zehirli atıklar vb sağlığa zararlı maddelerle kirlenmemiş olması garanti altına alınır. Spirulina yetiştirilebilmesi için tropikal iklim, güçlü güneş ışığı, saf su kaynağı ve kirlenmemiş bir çevre gerekir.

    Soğuk ve güneşin kendini sakladığı iklimlerde Spirulina yetiştirilemez. Spirulina sürekli güneş ister, güçlü güneş ışınları Spirulina’nın daha çok besin maddesi üretmesini sağlar.

    Spirulina sadece güneş ışınlarını değil sudaki maddeleri de kolayca emer. İşte bu nedenle Spirulina yetiştirilen suda ağır metal, zehirli atık varsa, onları da çeker. Böyle bir durumda bu tip bir Spirulina insan tüketimine uygun olmaktan çıkar. Kullandığınız ürünün kalitesi bu bakımdan oldukça önem taşır.

    Özel olarak temiz sularda yetiştirilen Spirulina toplandıktan sonra ideal olarak yine özel bir teknoloji ile kurutulur. Çok kısa sürede kurutma işleminin gerçekleşmesini sağlayan bu teknolojinin kullanılmasının amacı oksitlenmeyi önlemektir.

    Kurutulan Spirulina toz haline getirilerek ya da tablet şeklinde preslenerek gıda takviyesi biçiminde tüketime hazırlanmış olur.

    Spirulina’nın Sağlığa Faydaları

    Spirulina şirketler tarafından mucize ürün olarak piyasaya sunuluyor belki ama bu noktada uzmanlara mutlaka kulak vermek gerekli. Sadece Spirulina değil her hangi bir gıda takviyesinin tek başına hastallıklara çare olması beklenemez.

    Gıda takviyelerinin nasıl kullanıldığı, ne dozda alınması gerektiği bir yana, vücudun bu takviyeyi ne oranda kullanabildiği gibi pek çok değişken, gıda takviyelerinin sağlığa etkisi konusunda etkili oluyor.

    Spirulinanın karaciğere, kalbe, alerjiye ve depresyona iyi geldiği iddiaları güçlü görünüyor ancak bu konuda araştırmaların sürmekte olduğunu unutmamak lazım. Olumlu sonuçlar alınan araştırmalarda kullanılan dozaj ve süre de elbette sonuçlar üzerinde etkili. Çoğu kez bu tip olumlu sonuçları almak için hayvanlarda kullanılan dozajlar, örneğin bütün gün boyunca bir insanın Spirulina almasını gerektirir ki, hiçbirimiz için teknik olarak bu mümkün değil.




    Günlük kullanım için genel olarak önerilen dozaj 2000 ila 3000 miligram arasındadır. Her biri 500 miligramlık 4 – 6 tablet şeklinde tüketilebilir. Yine de mutlaka ürün ambalajı üzerindeki kullanım tavsiyeleri ya da uzman tavsiyesi dikkate alınmalıdır.

    Herhangi bir sağlık sorununda öncelik elbette modern tıp olanaklarını kullanmak ve gıda takviyesi almadan önce de doktora danışmak en doğrusu ve en mantıklısı. Bu ürünler ne kadar doğal olursa olsun, yanlış kullanım sonucu herhangi bir sağlık sorununu daha da kötüleştirmeleri ne yazık ki mümkün.

    Spirulina Takviyesi Ne Zaman Kullanılır?

    Spirulina pek çok kişi tarafından kalp sorunları veya metabolizmayla ilgili şikayetler için önerilmekte. Zayıflama, diyabet ve yüksek kolesterol bu tür sorunlardan birkaçı. Aynı zamanda kaygı, stres, depresyon, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu gibi bazı zihinsel ve duygusal sorunlar için de bu takviye öneriliyor.

    Bağışıklık sistemini güçlendirmek, hafızayı kuvvetlendirmek, enerji sağlamak, metabolizmayı hızlandırmak, kolesterolü düşürmek, yaraları çabuk iyileştirmek, sindirimi kolaylaştırmak ve bağırsakları düzenlemek için de Spirulina takviyesine başvurulabiliyor.

    Spirulina’nın adet öncesi belirtilerini hafifletmek için tavsiye edildiğini de rastlanıyor.

    Ayrıca antioksidan özellikleri nedeniyle de Spirulina tercih edilen gıda takviyeleri arasında yer alıyor. Bu antioksidan özellikler Spirulina’nın yaşanmayı geciktirici takviyelerden biri olarak anılmasını sağlıyor.

    Spirulina’nın en sık önerildiği sağlık başlıklarını bir de liste şeklinde sıralayalım. Ancak unutmayın ki bu başlıkların burada veya başka kaynaklarda sıralanmış olması Spirulina’nın bu sağlık konularında kesin şekilde işe yaradığı, fayda gösterdiği, iyileşme sağladığı anlamına gelmez.

    Ben de aşağıda Spirulina’nın ne zamanlar kullanılmasının tavsiye edildiğini sıraladım ancak işe yararlılığına dair bilimsel bir yorum varsa, onu da ekledim.

    • Adet öncesi gerginlik sendromu
    • Alerjiler
    • Arsenik zehirlenmesi
    • Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi
    • Demir ve kalsiyum takviyesi
    • Depresyon
    • Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu
    • Diyabet
    • Egzersiz yaparken performans arttırma
    • Hafızanın güçlendirilmesi
    • Halsizlik (araştırmalarda kronik yorgunluk hastalarında herhangi bir olumlu sonuç görülmemiştir)
    • Hepatit C (araştırmalara göre fayda sağladığı Hepatit-C hastaları olduğu kadar karaciğerin çok daha kötüleştiği hastalar da vardır)
    • Kalp hastalığı
    • Kaygı
    • Kilo verme (Spirulina’nın kilo vermeye yardımcı olduğuna dair yeterli bilimsel kanıt elde edilememiştir)
    • Meige sendromu
    • Menopoz (kaygı ve depresyon belirtilerinde yardımcı olabilmektedir)
    • Sindirimin düzenlenmesi
    • Yaraların çabuk iyileşmesi
    • Yüksek kolesterol

    Spirulina İşe Yarıyor Mu?

    Spirulina dikkat çekici oranda kalsiyum, niasin, potasyum, magnezyum, B vitaminleri, beta karoten ve demir içeriyor. Her ne kadar uzmanlar Spirulina’nın sağlığa etkileri konusunda yeterince kanıt bulunmadığını söylese de içerdiği esansiyel amino asitler de düşünülünce, bu zengin içeriğin göz ardı edilmesi git gide zorlaşıyor. 

    Bu noktada düz bir mantık yürütüp şunu sorabiliriz: ‘İçinde bu kadar faydalı vitamin ve mineral varsa ve ben de bunu alıyorsam, neden işe yaramasın?’ Burada kilit nokta, besin takviyesi ile alınan mineral, vitamin gibi besleyici maddelerin ne kadarını vücut gerçekten kullanabiliyor, emebiliyor, bu bilinemiyor.

    Sadece besin takviyelerinde değil, yiyeceklerde de aynı durum geçerli. Örneğin domatesi yağ dökerek yediğinizde, tek başına yediğiniz domatese göre içindeki besleyici maddeler vücut tarafından daha çok emiliyor.

    Dolayısıyla besleyici maddeleri hap şeklinde değil de yiyeceklerden almak uzmanlara göre çok daha iyi bir yöntem. Böylece gıdalar birbirlerini etkileyerek besin maddelerinin vücut tarafından daha çok emilmesini sağlıyor.

    Spirulina Takviyelerinin Yan Etkileri

    Doktorlar tarafından Spirulina, tarihte gıda olarak uzun geçmişi de düşünülürse, genel olarak güvenli olarak kabul ediliyor.

    Ancak kötü koşullarda yetişen Spirulina’ya toksik metaller veya zararlı bakteriler bulaşmış olabilir. Bu durumda karaciğerin zarar görmesi, bulantı, kusma, halsizlik, çarpıntı ve hatta hayati risk doğuran çok daha kötü sonuçlar doğabilir. Dolayısıyla eğer Spirulina takviyesi kullanacaksanız kesinlikle kaliteli bir ürün almalı, içeriğindeki Spirulina’nın elverişli ortamda, güvenli tüketim için özel olarak yetiştirildiğinden emin olmalısınız.

    Spirulina bağışıklık sistemini güçlendirir ancak lupus, MS, romatoid artrit gibi bağışıklık sistemi hastalıklarında bağışıklık sistemini fazla harekete geçirmesi nedeniyle, bu hastalıklarda zararı dokunabilir. Dolayısıyla bağışıklık sistemi hastalıkları olanlar Spirulina takviyesi almaktan kaçınmalıdır. Fenilketonüri (PKU) hastaları da Spirulina kullanmamalıdır. Bağışıklık sistemine yönelik ilaç kullananlar, kan inceltici ilaç veya takviye alanlar, hamile ya da bebek emziren kadınlar da Spirulina takviyesi almamalıdır.
  • 'Spirulina', iki bakteri Arthospira Platensis ve Arthospira Maxima'nın bir karışımını ifade etmektedir. Bazen bu bakteriler buna göre Spirulina Platensis ve Spirulina Maxima olarak adlandırılır. Ortak adı 'Spirulina', klasik morfolojisine göre spiral şekilli (her ne kadar lineer şekilli Arthospira'nın belirtilmiş olmasına rağmen) 'Spiral' den türemiştir. [1] Spirulina, rengi ve kaynakları nedeniyle genellikle 'mavi-yeşil' algler olarak da adlandırılır.

    Besinsel olarak, Spirulina teknik olarak% 55 proteinle [3] olabilen ve% 55 protein içeriğine sahip Spirulina kullansa da, tam protein [2] vegan protein kaynağıdır. [4] [5] Spirulina'nın amino asit bileşimi 'bütün' (tüm gerekli amino asitlerin yeterli miktarlarda verilmesi) 'dir, ancak hayvansal ürünlere kıyasla sistein, metionin ve lizin'de nispeten daha düşüktür. [6] [3]

    Spirulina, toksik olmayan ve protein açısından zengin gıda ürünleri olarak yenen iki Arthospira bakterisine gönderme yapmak için kullanılan bir terimdir.

    1.2. Spirulina İçeriği

    Yaklaşık% 65-70 kuru ağırlıkta dalgalanma eğilimi gösteren protein (en yüksek tahminlerde) [7]

    Bu proteinlerden Phycobiliproteins (hafif hasatta yer alan anten-benzeri proteinler), Phycobiliprotein ağırlığı [9] ve Phycocyanin yaklaşık olarak% 20 oranında Spirulina kuru içeren phycocyanin içeren allofikosiyanin, C-fikorosin ve fikoeritrin [8] olarak adlandırılır. ağırlığı [10] [11]

    Phycocyanin, daha küçük proteinlerden oluşan bir holoprotein olup, bunlardan biri toplam ağırlıkça% 0.6-1 Spirulina arasında olabilen biyoaktif fikorosinbilindir. [12]

    Braun lipoproteinleri, bakteriyel hücre duvarlarında bulunan lipoproteinler; immünolojik faydalar sağlayabilir [13].

    Polipeptit Y2 gibi bazı polipeptit yapıları [14]

    Linolenik asit (GLA) gibi yağ asitleri 20.8 mg / g'ye kadar (toplam yağ asitlerinin% 25'ine kadar) [15] [16]

    Stearik Asit, [17] Alfa Linoleik Asit, Palmitik Asit ve Linoleik Asit [7] [18] kesin bileşim, üretime bağlı olarak değişir. [19]

    Toplam yağ asitleri kuru ağırlığın yaklaşık% 6'sında dalgalanma eğilimindedir [7].

    Heptadekan [20]

    Kuru ağırlığın yaklaşık% 14'ünde dalgalanma gösteren karbonhidrat

    Bu karbohidratlardan,% 0.5-2 toplam kuru ağırlıkta (% 7-14 toplam karbonhidrat) [21] ve Sodyum Spirulin'de [22] polisakaridleri (Immulina) aktive eden bazı bağışıklık sistemi

    Demir (50-150mg / 100g), Kalsiyum (600–1,200mg / 100g), Magnezyum (200-600mg / 100g) ve Selenyum (50-200mcg / 100g) dahil olmak üzere eser mineraller [18]

    Çoğunlukla insanlar tarafından kullanılamayan psödovitamin B12 veya 7-adenil siyanobamid (% 87); Düşük ve çoğunlukla ilgisiz (% 13) B12 içeriği. [24] [25] Vegan B12 kaynakları için Chlorella veya Nori daha uygundur

    β-karoten (pro-vitamin A) [26] ve Zeaksantin [27] veya 7-hidroksiminoik asit ve izomerler gibi bazı diğer karotenoidler [28] 200-400 mg / 100 gr toplam karotenoidler ile [23]

    C vitamini (2-4mg / 100g) [23]

    1.3. Yapı ve Özellikleri

    Spirulina'nın ana etken maddesi yaygın olarak Phycocyanobilin proteinleri olarak görülür, C-phycocyanin en yaygın olarak kullanılan meta bileşenidir ve Phycocyanibilin gibi daha küçük protein bileşenlerinden oluşur. Bu yapılar vücudun endojen bilirubin molekülüne benzemektedir. Bilin gruplar aynı zamanda Phycocyanobilin proteinlerinin anti-oksidatif etkilerinin kaynağıdır. [29] Spirulina'nın kendiliğinden anti-oksidan etkilerinin (in vivo enzim etkileşimleri hariç), farklı parçaların izole edilmesi ve ağırlık bazında birbirleriyle karşılaştırılması gibi Phycocyanin bileşenine bağlı olarak, bir ekstrenin anti-oksidan potansiyelinin; Phycocyanin bileşeni. [30]

     

    Spirulina toplam ağırlığa göre% 55-70 genel proteindir ve üç "meta" proteinine (allofikosiyanin, C-fikorosin ve fikoeritrin) ayrılır. C-Phycocyanin toplam ağırlığın yaklaşık% 20'sidir ve toplam ağırlıkça% 1 oranında spirulina olan fikocoyanobilinin ana biyoaktifini içerir. Phycocyanobilin, biliverdin redüktaz enzimi ile fikocoyanorubine indirgenebilir.

    1.4. Gilbert Sendromu

    Gilbert Sendromu (GS) ailesel hiperbilirubinemidir (yüksek serum bilirubin seviyeleri; 17µmol / L'den daha büyüktür) [31] muhtemelen enzim bilirubin glukuronosiltransferazın [32] [33] aktivitesinin aktivitesinin yaklaşık% 25'ine düşmesine neden olabilir [34]. ] Hiperbilirubineminin tek formu değildir ve popülasyonun% 3-12'sini etkileyen otozomal resesif bir bozukluktur [31]. [33] [35] [36] GS bir “sendrom” iken, tıbbi olarak benign [37] görülür ve artmış bilirubin safra asitlerinin antioksidan özelliklerine bağlı olarak yaşlanma hastalıklarına karşı koruyucu gibi görünmektedir [38] [39]. Ölüm olasılığının yarısı normal kontrollerden daha fazladır (GS'de 10.000 kişilik yılda 24 ölüm, 9 yıllık bir çalışma dönemi boyunca kontrolde 50'ye karşılık gelir). [40] Spirulina'nın, her ikisi de antioksidan özelliklerini inhibe ederek GS'i taklit ettiği düşünülmektedir. NADPH oksidaz. [41]

    Đlgi ile, GS'dekileri başlangıçta kontrollere göre (9 yıllık çalışma döneminden önce) karşılaştırarak, GS'li hastalar, VKİ'leri (kontrolten% 4.3 daha az), kardiyovasküler hastalıklar için daha az risk (% 43), diyabet ve Akıl hastalığı (% 24.2'ye göre% 11.6). [40] 

    Gilbert Sendromu (GS), ortalama bilirubin düzeylerinden daha yüksek olan, ancak muhtemelen bilirubinin antioksidan özelliklerinden dolayı, sağlık yararları ve daha düşük ölüm oranlarıyla ilişkili bir genetik durumdur. Spirulina, bilirubinin antioksidan etkileri gösterdiği aynı enzimi inhibe eder ve Gilbert Sendromu için spirulina takviyesinin yararları olduğu hipotezi mevcuttur.

    Farmakoloji 

    2.1. Maden Detoksifikasyonu

    Siyanobakteriler iyon değiştirici bağlanma [45] nedeniyle ağır minerallerin ex vivo [42] [43] [44] bir akümülatör (biyosorbent) olma eğilimindedir ve ağır metal birikimi olan dokulara doğrudan uygulandığında ağır metal toksisitesini önemli ölçüde azaltabilir (100mcg). spirulina hekzan ekstraktının arsenik% 89.7'sini uzaklaştırması [46] başka yerde belirtilmiştir [47]); heksan ekstraktındaki biyoaktivler, alkolik ekstrakttan daha güçlü görünmektedir. [46] [47] 

    Spirulina (250-500mg / kg), annelere florür verildiğinde gebe sıçanların offspringsinde meydana gelen mineral toksisite formunun önlenmesinde etkinliği göstermiştir [48] ve sıçan yavrularının 753-828 no'lu nöral dokularındaki kurşun birikimini azalttığı belirtilmiştir. Diyette% kurşun (kurşun grubu)% 379-421 ve% 2 Spirulina ile (hiçbir kurşun grubuna göre). [49] Yavrularındaki gebe sıçanlarda koruyucu etkiler de kadmiyumla belirtilmiştir. [50]

    Erkek sıçanlarda 300mg / kg, testislerde (antioksidatif etkilere kısmen katkıda bulunduğu düşünülen) cıva birikimini azaltabilir [51] ve böbreğin başka yerlerinde (farelerde 800mg / kg spirulina) cıvayaya karşı koruma sağlanmıştır [52]. Spirulina fusiformis (aynı zamanda bir C-Phycocyanin [53] kaynağı) olarak bilinen diğer siyanobakter türlerinin de civaya karşı testiküler koruyucu etkilere sahip olduğu [54] ve cıva toksisitesinin serum biyobelirteçleri [55] (spirulina'nınkine benzer) azaldığı görülmektedir [55]. 56]) 

    Spirulina, ağır metallerle ilgili eylemleri 'detoksifiye' etmeyi destekleyen bir kanıt gövdesine sahip olan ve kadmiyum ve cıva dahil olmak üzere çok çeşitli minerallere karşı hayvan modellerinde bu etkinliğini kanıtlamış birkaç molekülden biridir ve sıçan yavrularında mineral toksisitesinin etkilerini azaltmak için hamile fareler için güvenli olduğu gösterilmiştir 

    Diğer ajanlarla ilişkili olarak, spirulina (diyetin% 2'si), sıçan yavrularında kurşun birikimini azaltmada yaklaşık% 5'lik karahindiba özütü olarak iki kat daha etkilidir [49] ve 300mg / kg spirulina, kadmiyumda 400mg / kg Panax ginseng'e kıyasla karşılaştırıldığında testiküler toksisite etkileri, spirulina artıran süperoksit dismutazın daha büyük bir seviyeye çıkması dışında tüm hesaplarda karşılaştırılabilir [57] ve hem kadmiumu [58] hem de lead [59] azaltmada eşit miktarda Liv-52 (Ayurveda kombinasyon formülü) ile kıyaslanabilir gibi görünmektedir. toksik etkiler, bunlar katkı maddesi olmamasına rağmen. [58] [59]

    Aşırı ağır metallerin biyokimyasal zararlarını azaltabilecek diğer ajanlarla ilgili olarak, spirulina diğer ilaçlar ile daha büyük veya karşılaştırılabilir gibi görünmektedir.

    Spirulina'nın (250mg) 2mg'de Çinko ile eşleştirilmesinin, insanlarda arsenikle içme suyundan arsenik maruz kalmasından sonra arsenik seviyelerini azaltabildiği kör bir müdahale yapılmıştır. [60] Hindistan'da yaşayan ve içme suyuyla arsenik tüketen kişiler, bir filtre yerleştirdiler ve daha sonra 14 hafta boyunca iki hafta sonra plaseboya veya Spirulina'ya ayrıldılar, başlangıçtaki idrar arsenik seviyeleri 72.1 ± 14.5 ve 78.4 ± 19.1μg / Sırasıyla plasebo ve Spirulina için L, her iki grupta da filtrelerden sonra% 72.4-74.5 oranında azalmış ve 4 hafta sonra Spirulina grubunda 138 +/- 43.6 μg / L'ye çıkmıştır. Saç arsenik düzeyleri başlangıçta 3.08 +/- 1.29 ve 3.27 +/- 1.16 μg / g idi ve Spirulina'da% 3, plaseboda% 47.1 azaldı. [60] 

    Bu mineral detoks etkisi, insanlarda bir kez arsenikle ilgili olarak doğrulanmıştır. 

    2.2. Faz I Enzim Etkileşimleri

    Spirulina'nın beş hafta boyunca sıçanlara oral yoldan uygulanması, CYP2C6 enzimatik aktivitesini mRNA veya protein seviyelerinde bir azalma ile ilişkili olmayan bir şekilde baskılayabildiğini göstermektedir. [61] CYP1A2 ve CYP2E1 de aşağı regüle edilmiştir, ancak bu mRNA ve protein seviyelerinde azalma ile ilişkilidir. [61] 

    Sıçanlara beş haftadan fazla Spirulina da CYP2B1 ve CYP3A1 enzimlerinin mRNA ekspresyonunu ve protein içeriğini (ayrıca genel aktivite) yukarı regüle ediyor gibi görünmektedir. [61] 

    Spirulina, faz I metabolizmasında birkaç proteini modifiye edebilir 

    2.3. İlaç-İlaç Etkileşimleri

    Proteinli C-Phycocyanin, insan hepatosellüler karsinom hücrelerinde MultiDrug Resistance Receptor 1'i (MDR1) inhibe edebilmektedir. Her ne kadar bu çalışma C-Fiskosiyanin için 50uM ve Doxorubicin için 5uM olduğunu belirtirken, 25uM C-Phycocyanin varlığında Doxorubicin'in IC50'si beş kattan 1 uM'ye yükseltildi ve genel proliferasyon daha da azaldı. [62] C-Phycocyanin hücrelere (floresan yoluyla görüldü) girdi ve MDR1'i transkripsiyon ve translasyon seviyesinde inhibe etti, bu da doksorubisinin hücre birikimini artırdı ve hem mRNA'yı hem de MDR1'in protein içeriğini azalttı. [62] Mekanizmaların, NAPDH oksidaz inhibisyonu (anti-oksidan etkiler) yoluyla NF-kB ve AP-1 aktivitesinin azaltılmasına sekonder olabilen PGE2 seviyelerini (MDR1'i arttıran) azalttığından, COX-2 inhibisyonu ile karıştırılmış gibi görünmektedir [62] ve kanserojen olmayan dokuda başka yerlerde bildirilmiştir [63] ve pro-oksidan 2-asetilaminofluoren ile tedavi edilen düzenli makrofajlar [64]. 

    Doxorubicin ve C-phycocyanin kombinasyonuna bakacak diğer çalışmalar, ikincisinin yumurtalık kanseri hücreleri üzerindeki apoptotik etkilerini engellemeden kardiotoksisiteyi önleyebileceğini belirtmektedir. [65]

    Spirulina, bazı anti-kanser ilaçlarının kinetiklerini karışık anti-oksidan ve anti-inflamatuar mekanizmalarla destekleyebilir, çünkü oksidasyon, MDR1 reseptörünün miktarını artırmaya meyillidir, ki bu, hücreden 'botları' emer ve fiskosiyanin bu fırlatmayı önler 

    3 Neurology 

    3.1. mekanizmalar

    Spirulina, bilirubine benzer bir NADPH kompleksi inhibitörü gibi görünmektedir (endojen bir NADPH inhibitörü olan heme kataboliti; Spirulina'dan fiko-siyanobilin benzer bir yapıya sahiptir [66] ve aynı enzim (biliverdin redüktaz [67]) yoluyla fiko-siyano- ya'ya indirgenmiştir. İnhibisyonun ötesinde, spirulina NADPH kompleksinin ekspresyonunu azaltmada rol oynamıştır (NADPH oksidazın p22phox alt biriminin ekspresyonunda% 22-34 azalma [68]). 

    Spirulina'nın bir NADPH oksidaz inhibitörü ve baskılayıcı olarak ana etki mekanizmaları nörolojide rol oynar gibi görünmektedir.

    CX3C kemokin reseptörü 1'in iki katına çıkarılması (fraktalkin, CX3CR1 ve GPR13 dahil olmak üzere birçok ismin), plaseboya göre sıçanların mikrogliyasında iki katına çıktığı kaydedilmiştir. [69] Reseptör aktive edildiğinde proinflamatuar sitokinlerin (IL-1β ve TNF-α) daha az sentezinin gerçekleştiği [70] ve bunun da mikroglia aktivasyonunu azalttığı ve Parkinson hastalığının patolojisini azalttığı gösterilmiştir. [71]. 

    Spirulina, CX3CR1 reseptörünün aktivitesini artırabilir ve bu, bir per se mekanizması olarak meydana gelir ve NADPH oksidaz inhibisyonundan bağımsız olabilir. 

    3.2. Nöroproteksiyon ve Bilişsel Reddetme

    Sıçanlara 100 mg / kg C-Fiskosiyanin'in oral dozları, kainenin hipokampüsünde kainatla indüklenen nörotoksisiteye karşı akut koruma ile ilişkilendirilmiştir, bu da kainat enjeksiyonlarından bir hafta sonra ölçüldüğünde mikroglia ve astrosit aktivasyonunu önemli ölçüde azaltmıştır. [72] Bu gözlemlenen sonuçlar, pro-oksidatif NADPH oksidaz aktivasyonu ve membran translokasyonu [73] aracılığıyla aracılık edilen kainat kaynaklı toksisiteye sekonder olabilir ve bu kompleksin aktivasyonunu inhibe eden C-Phycocyanin bileşeni Phycocyanobilin olabilir. [74] 

    Spirulina, muhtemelen NADPH oksidaz inhibisyonuna sekonder eksitotoksisiteye karşı nöroprotektif gibi görünmektedir.

    Nöroproteksiyon, MPTP enjeksiyonlarına (Parkinson Hastalığını taklit eden bir toksin) yanıt olarak da gözlenmiştir, burada 150-200 mg / kg oral Spirulina toksine yanıt olarak dopaminerjik kayıpları önemli ölçüde zayıflatmıştır [75] ve benzer bir dopaminerjik toksin (6-ODHA veya 6- hidroksidopamin) diyette 28 günlük% 0.1 spirulinadan sonra nörotoksisitesinin azaldığı görülmekte, enjeksiyondan sonraki 1 haftada ölçüldüğünde enjeksiyon bölgesinde nörodejenerasyondan korunmak için% 2 yaban mersini (antosiyanin kaynağı) daha iyi performans göstermiştir (4 haftada tersi eğilim ). [76] 

    MPTP'ye verilen toksik yanıtlar, NADPH kompleks aktivasyonu aracılığıyla da ortaya çıkmaktadır [77] [78] [79], 6-hidroksidopamine karşı toksik tepkiler yaptığı gibi [80], fraktalkin indüksiyonu da 6-hidroksidopamine karşı koruyucu etkiler vermiştir. 71] 

    Dopaminerjik (dopamin bağlantılı) toksinler ile ilgili olarak, spirulina, ikili mekanizmalar (fraktalkin indüksiyonu ve NADPH oksidaz inhibisyonu) yoluyla makul dozajların ağızdan alınmasını takiben oldukça koruyucu görünmektedir. Spirulina, bu etkiler nedeniyle Parkinson Hastalığı gelişme riskini azaltmak için çok umut verici görünmektedir.

    Haloperidolle indüklenen tardif diskinezi semptomları, ayrıca, sürekli haloperidol enjeksiyonları yanında 180 mg / kg spirulina ve spirulina alımından önce enjeksiyonlar durdurulduğunda, 45 mg / kg kadar düşük dozlarla azalmıştır. [81] Haloperidolün, NADPH oksidaz aktivasyonundan [83] üretilen aşırı oksidasyon [82] ile çalıştığı ve bu nedenle spirulina ana mekanizmasına bağlandığı bildirilmiştir. 

    Haloperidol toksisitesi ayrıca NADPH oksidaz inhibisyonuna bağlı spirulinadan korunuyor

    İskemi / reperfüzyondan (deneysel inme) bir hafta önce 45-180mg / kg oral alımda Spirulina, yüksek doz yarısı enfarktüs büyüklüğü ile doza bağımlı koruyucu etkiler ve lipit peroksidasyonu ve antioksidan enzimlerin parametrelerini tamamen normalize eder. [84] Bu koruyucu etkiler, diyetin% 0.33'ünde spirulina ile belirtilmiştir. Burada referans ilaçtan (antosiyanin kaynağı olarak% 2 yaban mersini) [85] ve izole için 200mg / kg izole C-Phycocyanin kullanılmıştır. İskemi / reperfüzyon öncesi gerbillerde hafta, lipid peroksidasyonunun mutlak azalmasını ve infarktüs boyutunun, iskemik kontrolün% 4,3'üne düştüğünü de doğrulamıştır (50mg / kg, enfarktüs boyutunu kontrolün% 17.2'sine indirmeyi başarmış, ayrıca oldukça etkilidir) ve normalize edilmiştir. 24 saat sonra ölçüldüğünde ameliyat sonrası nörolojik skor. [86] 

    Spirulina vuruştan hemen hemen mutlak koruma sağlayan 200mg / kg izole C-fiskosiyanin ile felçlere karşı koruma sağlayabilir. Bu dikkate değer koruyucu etkilerin sonuç çıkarmak için yüksek memelilerde çoğaltılması gerekir ama inanılmaz derecede umut verici

    Demir nörotoksisitesinin (pro-oksidasyon yoluyla), bir SH-SY5Y nöroblastoma hücre dizisinde Spirulina'nın C-Phycocyanin bileşeni ile zayıflatıldığı ve hücresel ölümün göstergesi olarak LDH sızıntısının kullanıldığı gösterilmiştir. Phycocyanin, 69.10 + 'dan hücre ölümünü azaltabilmiştir. Demir kontrolde% -2.14, 500ug / mL'de% 28.70 +/- 2.56. Bu çalışmada 1000mcg / mL Spirulina (çok yüksek konsantrasyon) sitotoksisite indüklediği gösterilmiştir. [87] Spirulina bir mineral şelatlayıcı olduğu bilinen bu mekanizma NADPH oksidaz inhibisyonu ile ilgili olmayabilir. 

    Spirulina, mineral toksisiteye karşı nöroprotektif etkilere sahip gibi görünmektedir; bu, spirulina etkili bir mineral şelatörü olduğu için NADPH oksidaz inhibisyonu ile ilgili olmayabilir (bkz. Farmakoloji bölümü ve Mineral Detoksifikasyon)

    NADPH'ye bağlanan yukarıdaki nöroprotektif özellikler nedeniyle, bu enzimin inflamatuar ve oksidatif nörodejeneratif hastalıklarda merkezi bir rol oynadığı varsayılmaktadır. [12] 

    Spirulina, alzheimer ve Parkinson hastalığında görülen ve bazen bir araştırma toksini olarak kullanılan protein agregatlarının bir bileşeni olan α-sinüklein ile enfekte olmasına rağmen diyetin% 0.1'inde nöronal yoğunluğun (nörojenez göstergesi) önemsiz bir şekilde artmadığı bulunmuştur [69]. Enjekte edildiğinde. [88] Korumanın (TH ve NeuN immün boyaması ile değerlendirilen), substantia nigra'da anlamlı olduğu görülmüştür, [69] beyinde, nörodejenerasyonun Parkinson hastalığının neden olduğu düşünüldüğü bir alan. [89] [90] Spirulina ayrıca beta-amiloid protein agregatlarının sentezini engellemek için ex vivo olarak araştırılmıştır ve spirulina (3.76mcg / mL'lik EC50) zencefil (36.8mcg / mL), tarçın (47.9mcg / mL) dahil olmak üzere test edilen tüm diğer gıda ekstraktlarından daha iyi performans göstermiştir. , yaban mersini (160.6mcg / mL) ve zerdeçal (168mcg / mL, seyreltilmiş curcumin kaynağı) [91] fakat 1,2,3,4,6-penta-O-galloyl-bD- gibi bazı izole edilmiş moleküllere göre düşük performans göstermiştir. Paeonia suffruticosa (2.7nM), EGCG (yeşil çay kateşinleri) glikopiranoz (PGG), 10.9nM'de, 40.6nM'de resveratrol ve 10nM'de S-diklofenak karşılaştırıcı olarak kullanılmıştır. [91] 

    Bir çalışma, amy-amiloid pigmentasyonunun (SAMP8 hattının yaşlı ancak hasta olmayan sıçanlarında) 50-200 mg / kg'lık yaşlı fare benzeri seviyelere geri getirildiğini ve 200mg / kg'ın lipit peroksidasyonunu azaltmada daha etkili olduğunu kaydetmiştir. ve katalaz aktivitesini iyileştirmek. [92] 

    Mikroglia aktivasyonunun OX-6 boyamasıyla, spirulina ile mikroglia aktivasyonunda bir azalma olduğu [69], α-sinüklein kaynaklı nörotoksisitenin bir mekanizması olduğu bilinen [93] ve NADPH oksidazına bağlı olduğu düşünülmektedir. aktivasyon. [94] Bu mikroglia aktivasyonunun önlenmesi, in vitro [95] fikocoyanobilin bileşenlerine kadar uzanmıştır ve sıçanlarda (tahmini insan dozu 64 mg / kg) 400 mg / kg'da mutlak seviyelere yakındır. [96] 

    Spirulina, beta-amiloid pigmentasyonu ve alfa-sinüklein birikimini önleyecek mekanizmalara sahiptir (ex vivo olarak işaretlenmiştir) ve bu proteinlerin enflamatuar ve nörotoksik etkilere yol açmasını önleyebilir (oral alımını takiben sıçanlarda doğrulanmıştır). Bu nedenle, spirulina Alzheimer ve Parkinson için hem insan hem de insan kanıtı gerektiren tedavi ve önleme olarak kullanılabilir, ancak hayvan kanıtlarına dayanan çok umut verici bir durumdur.

    Düşük alımda Spirulina (sıçanlarda 5mg), TNF-α'nın [97] yaşa bağlı artışını hafifletmeye ve aktivitenin olduğu SAMP8'in hızlandırılmış yaşlanma fare çizgisi tarafından değerlendirilen hafıza fonksiyonundaki yaşla ilgili düşüşün normalleştirilmesinde dikkat çekmektedir. 50-200mg / kg'ı takiben vücut ağırlığı ve normal fare kontrolü ile normalize edildi. [92] 

    Nörodejenerasyonun azaltılmış oranı, sağlıklı bilişsel yaşlanma için de geçerli olabilir ve daha az nörodejenerasyon nedeniyle, spirulina'nın sürekli kullanımı yaşlılarda bilişi geliştirebilir

    3.3. nörogenez

    Spirulina, sıçanlarda% 0,1'lik diyette, beyindeki kök hücrelerin proliferasyonunun inflamasyonla azalmasını (muhtemelen Fraktalkin indüksiyonu veya NADPH oksidaz inhibisyonu ile ilişkili olarak LPS enjeksiyonları ile değerlendirildiği gibi) korumayı başarmış gibi görünmektedir ve in vitro olarak gösterilmiştir. 0.62ng / mL ve 125ng / mL'de kök hücre proliferasyonu. [98] Kök hücre nörojenezinin desteklenmesi, Fraktalkin indüksiyonu yoluyla mümkün olan proliferasyonda TNF-α'nın baskılayıcı etkilerini azaltmak için ikincil görünmektedir. [98] 

    Zamanla nöronal yoğunluğa dikkat çeken diğer çalışmalar, nörotoksik a-sinüklein enfeksiyonuna rağmen (% 0.1 Spirulina ile diyette 4 ay boyunca sıçanların) nörotoksik a-sinüklein enfeksiyonuna rağmen önemli bir artış da dahil olmak üzere bazı artışlara işaret edebilir (NeuN lekeli hücrelerde kayıp, TH ile birlikte görülmüştür). boyaması). [69] 

    Sınırlı kanıtlar, spirulinaların, beyindeki (normal rejenerasyon oranlarını koruyan) inflamasyonu azaltmak için ikincil olan ve sıçan diyetinin% 0.1'inde meydana geldiği gösterilmiş olan kök hücreler aracılığıyla nöronların rejenerasyonunu teşvik edebileceğini ileri sürmektedir (çok uygun bir insan). doz) 

    3.4. Motor Nöronlar

    Spirulinadan görülen (nörodejenerasyonun toksik strese yanıt olarak glial hücre aktivasyonunu baskılamak için sekonder) siyatik fonksiyon indeksi (sıçanlarda 800mg / kg'dan daha iyi performans gösteren 400 mg / kg) [96] tarafından değerlendirilen motor fonksiyonunu iyileştirdiği kaydedilmiştir. Amyotrofik lateral sklerozun (ALS; fare modeli SOD1 fare çizgisidir) fare modelini kullanarak çalışılması,% 0.1 spirulina'nın 10 haftasının, kontrolle karşılaştırıldığında motor nöron bozulma oranını büyük ölçüde azaltabildiğini belirtmiştir. [99] Bu sonuçların başlangıç ​​ve çoğaltma gerektirdiği belirtilmiştir. [100] 

    Azalmış nörodejenerasyon oranı, motor nöronlar için de geçerli olabilir, bu da yaşlanma ve hastalık süreçlerinde fonksiyon ve kas kontrolünü destekleyecektir (ve ayrıca spirulina ile not edilen güç çıktısı üzerindeki etkilerin altını çizebilir). Bu iddia daha fazla kanıt gerektirir. 

    3.5. Depresyon

    Spirulina ile yapılan bir çalışmada, bir gruptaki zorlu yüzme testinde en az bir çalışma yapılmış, ancak bu çalışmada, bir grupta maltlanmış arpa tarafından hidrolize edilen spirulina kullanılmıştır. [101] Spirulina ve Hidrolize spirulina, Zorlu Yüzme Testi'nin anti-depresif modelinde kontrolden önemli ölçüde daha etkiliydi, ancak 10 mg / kg fluoksetin grealty kontrol ilacı Spirulina'dan daha iyi performans gösterdi. [101] 

    Ön kanıt spirulina'nın anti-depresan eylemleri olabileceğini düşündürmektedir, ancak oldukça zayıf gibi görünmektedir.

    4 Kardiyovasküler Sağlık 

    4.1. emme

    Spirulina, kazeinden (mukayese) daha büyük safra asidi bağlama özelliklerine sahiptir ve misellerde kolesterol çözünürlüğünü azalttığı görülmektedir. [102] Ex vivo, kolesterolün Caco-2 hücrelerine alınması spirulina ile azalmış gibi görünmektedir ve yüksek kolesterol ile beslenen sıçanlarda 10 gün boyunca diyette% 10 spirulina yutulması karaciğer kolesterolünü değiştirmemiştir fakat 20.8 oranında fekal kolesterol atılımını artırmamıştır. % 23. [102] 

    Spirulina, bağırsaklardaki emilimini engellemek için ikincil olarak dışlanan kolesterol miktarını arttırır. Orta derecede bir etki derecesi gibi gözüküyor, aşırı derecede dikkat çekici değil, ama yine de diğer birçok ek seçenekten daha büyük.

    Genç ve diğer sağlıklı kişilerde yapılan bir çalışmada, trigliseridlerin yüksek yağlı bir öğünün yutulmasını takiben postprandiyal başakta 5g spirulina ile birlikte yendiğinde (yemekten 4.5 saat sonra% 42'ye kadar) zayıfladığına dikkat çekilmiştir. [103] Trigliseritlerdeki bu azalmanın gençleri yaşlı bireylere göre daha fazla etkilediği görülmüş, 10-12 yaşlarında AUC'de% 30'luk bir azalma görülmüş, 13 yaşın üzerindekiler ise herhangi bir yarar görmemiştir. [103] 

    Trigliserit absorbsiyonu inhibisyonu için mekanizmalar var gibi görünmektedir, ancak bunlar garip yaş bağımlıdır ve ön kanıtlar güvenilmez olabileceğini düşündürmektedir. 

    4.2. Lipoproteinler ve Trigliseritler

    Hayvansal modeller, fruktozun neden olduğu metabolik sendromun bir sıçan modelinde 30 gün boyunca 0.33 g / kg spirulina'nın LDL-C'yi (% 79), toplam kolesterolü (% 33-36) ve vLDL-C'yi azaltabildiğini belirtmektedir (% 23). ) HDL-C'yi arttırırken (% 55) ve fruktoz hakaretinin durdurulmadığı durumlarda etkili olduğu görülmüştür, ancak faydalar% 39'a (LDL-C),% 28'ine (vLDL-C) ve% 43'üne (% 50) düşmüştür ( HDL-C); [104] karşılaştırıcıya göre (Metformin 500 mg / kg), spirulina önemsiz ölçüde düşük performans göstermiştir. [104] Bu yararlar, yüksek kolesterol ile beslenen diğer sağlıklı farelerde de bildirilmiştir, 10 gün boyunca HDL-C'yi% 26 arttırırken, LDL-C artı vLDL-C indirgenmiştir (% 21) ve toplam kolesterol değişmemiştir [102]. Daha uzun takviye (30 gün boyunca tip I diyabetik farelerde diyetin% 5'i) LDL-C ve HDL-C'yi normalize ettiği kaydedilmiştir. [105] Lipoproteinlerdeki bu gelişmelerin karaciğere sekonder olduğu düşünülmektedir (bu nedenle bir araştırma modeli olarak fruktoz obezitesini kullanmaktadır) [104] ve bunun gibi spirulina'nın yararları fiziksel eğitim ile katkı olarak görünmektedir. [106] 

    Yukarıda adı geçen fruktoz çalışması ayrıca trigliseritlerde% 39-51 (sürekli fruktoz içmesiyle% 28-34'e düşürüldü) ve Metformin'e (% 43) benzer bir düşüşe işaret etmiştir [104] ancak fiziksel olarak artmadığı kaydedilmiştir. egzersiz. [106] Bir çalışma LDL-C'deki azalmanın trigliseritlere bağlı olduğunu, ancak HDL-C'nin bağımsız olduğunu [107], bir diğerinin de tersini not ettiğini öne sürmüştür. [108]

    Araştırma hayvanlarında, spirulina, vLDL ve LDL kolesterolü (bazen kötü olarak görülür) çok etkili bir şekilde azaltır ve trigliseritler üzerinde oldukça güçlü etkilerle HDL-C'yi oldukça güçlü bir şekilde arttırır. Her ne kadar bu zamandaki ilk araştırmalar Metformin kadar güçlü olduğunu gösterse de, bu etkiler yağlı bir karaciğerin sabitlenmesine bağlı olabilir.

    İnsan çalışmalarında, dört ay boyunca 8 g spirulina kullanan (60-87 yaş arası sağlıklı Kore denekleri) kolesterol ve LDL-C'nin kadınlarda% 7.9 ve% 11.5 oranında azaldığını, ancak tüm kardiyometabolik parametrelerin erkeklerde (HDL- Süperoksit dismutaz aktivitesinde ve IL-2'de ve TBARS'de azalma olsa da, C ve trigliseritler önemli ölçüde etkilenmemiştir. [5] Hiperkolesterolemisi olan yaşlı kişilerde bir başka çalışma (üç ay boyunca 4g spirulina ile 40-60 yaş) LDL-C'nin HDL-C'de küçük fakat anlamlı bir artışla [109] ve daha düşük bir dozda (12 hafta boyunca günlük 1g spirulina) bir yarıya indiğini gösterdi. Dislipidemik hastalarda trigliseritlerde (% 16.3), LDL-C'de (% 10.1) ve total kolesterolde (% 8.9) azalma, HDL-C'yi (% 3,5) arttırmak için anlamlı olmayan bir eğilim olduğunu bildirmişlerdir. [110] 

    Diğer çalışmalar arasında açık etiketli bir tasarım ve sağlıklı yetişkinler arasında, altı hafta boyunca 4,500mg spirulina ile HDL-C'de% 15'lik bir artış, toplam kolesterol ve LDL-C'nin azaldığı (% 16.6 ve% 10) trigliseritlerde azalma olduğu belirtilmiştir. (% 24) [108] ve sağlıklı aktif gençlerde yapılan bir çalışma (15 gün boyunca 5g), total kolesterol ve HDL-C'deki değişikliklerden bağımsız olarak açlık trigliseritlerinde (% 20.2) bir azalma olduğunu belirtmiştir. [103] Bir başka çalışma, nicelleştirilmesi gereken verileri vermeden 'faydalı değişikleri' not eder. [107] 

    Nefrotik sendromlu gençlerde bir ay boyunca 1.000mg spirulina (kan lipidlerinde artış ile karakterize böbrek bozukluğu [111]), toplam kolesterol (% 35.5), LDL-C (% 41.9), vLDL-C (% 29.7) azalmalar kaydetti. trigliseridler (% 29.7) ve HDL-C'de önemsiz bir düşüş (% 14.8; bu oran, oranlar- da faydalı bir şekilde değiştirilmiştir). [112] 

    Spirulina standart takviye dozlarını takiben insanlarda lipoprotein profilini geliştiriyor gibi görünmektedir ve kanıtlar bir sonuca varmak için yeterince geniş olmasa da, spirulina'nın temel istatistiklerin istenmediği durumlarda kardiyometabolik risk faktörlerini iyileştirmede oldukça etkili olduğu görülmektedir (örn. hastalıklı insanlarda) 

    4.3. Kardiyak Doku

    C-Phycocyanin, 48 saate kadar bir konsantrasyonda Spirulina'nın protein fragmanını oluşturur, doksorubisinin indüklediği kardiyomiyosit ölümünün 10ug / mL'de C-Phycocyanin ile azaltıldığını ve izolasyonun beş kat konsantrasyonda Spirulina'dan daha etkili olduğunu belirtmiştir. (50ug / mL) ve Doksorubisin kaynaklı oksidasyon ve daha sonraki mitokondriyal hasarı azaltmak için ikincil olduğu düşünülmüştür. [65] İlginç bir şekilde, Doxorubisin (yumurtalık kanseri hücrelerinde) anti-tümör aktiviteleri, aynı konsantrasyonlarda C-fikorosiyanin ve Spirulina tarafından inhibe edilmemiştir [65] ve bu sonuçlar, inhibisyon eksikliğinin başka yerlerde replike olduğunu düşündürmektedir. [113] 

    Bu koruyucu etkiler, 250 mg / kg vücut ağırlığında (orta dozda) Spirulina ile beslenen sıçanlarda in vivo olarak kaydedilmiştir, burada Doxorubisin'den ölüm oranı% 53'e ulaşmıştır ve Spirulina ile% 26'ya düşmüştür. [113]

    Spirulina kalp dokusu açısından kardiyoprotektif olabilir 

    4.4. Trombositler

    Spirulina, C-Phycocyanin bileşeni aracılığıyla trombosit agregasyonunu inhibe ettiğinden, 0.5-1nM'lik (çok düşük) konsantrasyonlar, kolajen ve U46619'un 4 ve 7.5nM'lik bir IC50 değeri ile indüklenen agregasyonu inhibe ettiği görülmüştür; Bu düşük doz trombin ve araşidonik asit indüklü pıhtılaşmayı potent olarak inhibe etmede etkisiz kalmıştır, ancak daha yüksek konsantrasyonda 2uM, bu iki ajan tarafından toplanmayı sırasıyla% 78 ve% 92 oranında inhibe edebilmiştir. [114] Daha sonraki bir çalışmada AA-indüklü agregasyonun IC50 değeri 10ug / mL, [115] ve tüm inhibisyonun geri döndürülebilir olduğu ve mekanizmaların trombositlerde Ca2 + salınımının önlenmesi yoluyla aracılık ettiği ve muhtemelen tromboksanın önlenmesi ile ilişkili olduğu ileri sürülmüştür [114]. A2 oluşumu. [115] 

    4.5. Kan Basıncı ve Akışı

    Mekanistik olarak Spirulina, ACE enzimini inhibe eden protein fragmanında anti-hipertansif peptitlere sahip gibi görünmektedir. Spirulina'da bu peptit, Isoleucine-Glycine-Proline (Ile-Gly-Pro) ve IQP olarak adlandırılan bir zincirdir. [116] IQP, 5.77 ± 0.09 µmol / L'lik bir IC50'ye sahiptir ve non-bilerek bir inhibitördür, [117] ve ya 10 mg / kg akut olarak [117] ya da bu peptidin izolasyonu ile sıçanlarda 10mg / kg'lık haftalık bir tedavi uygulanmıştır. ACE inhibe edici bir ilaç olan eşit dozda (10mg / kg) kaptoprilden önemli ölçüde farklı değildir. [116] 

    Diyetin% 5'i ile obez farelerde yapılan bir çalışmada, spirulina olarak fenilefrin (hipertansiyonu indüklemek) ile indüklendiğinde, kan damarlarının kontrol sıçanlarına göre daha rahat olduğu kaydedilmiştir. [107] Bu faydalar fruktozun neden olduğu obezite (fenilefrin indüklü konstriksiyona karşı hipotez) için mevcut görünmektedir ve vazomotor reaktivitesi zayıf kontrollerin seviyesine indirgenmiştir [118] ve bu daha sonra Spirulina'nın ham etanolik özütü ile çoğaltılmıştır. [119] Daha sonraki bir çalışmada, mekanizmalar incelendiğinde, endotelyum ile aort halkalarının kasılmasının, in vitro ve endotel olmadan ölçüldüğünde 1 mg / ml Spirulina ile normal miktarının 23.88 ± 6.6% olduğu Spirulina'nın etkileriyle konsantrasyona bağlı bir artışa işaret edildi. 67.14 +/-% 15.45. [120] Indomethacin (selektif COX1 inhibitörü) ve L-NAME ile inkübasyon, Spirulina'nın aortik halkanın konstriksiyonunu engelleme kabiliyetini azaltmıştır [120] ve yazarlar, Spirulina'nın, fenilefrin endüklü endotelden kaynaklanan NO üretim veya salınımını artırdığı sonucuna varmışlardır. aort halkaları [120] 

    Bu, indometasin ile inhibisyonun etkisini ortadan kaldırdığı için siklooksijenazın (özellikle COX1) aracılık ettiği görülmektedir; Her ne kadar nitrik oksit salınımı, Spirulina ile kısmen ilişkiliydi. [107] 

    Sıçanlarda, spirulina muhtemelen ACE inhibitör peptidleri aracılığıyla kan basıncını güvenilir bir şekilde azaltıyor görünmektedir, ancak kan damarlarının kasılmasını azaltan başka mekanizmalar da var gibi görünmektedir. 

    İnsanlarda, 4.5g Spirulina ile 4 haftalık tedaviden sonra kan basıncında bir düşüş gözlenmiştir; Bu çalışma hipertansiyonu olan kişiler için hazırlanmamıştı, ancak çoğu vakada başlangıçta hipertansif kategorilere düştü; kesin ölçümler verilmemiştir. [107]

    5 Glikoz Metabolizması 

    5.1. mekanizmalar

    Bir NAPDH oksidaz kompleksi inhibitörü olarak işlev gören komponentler olarak Spirulina ve glikoz metabolizması arasındaki etkileşimler için olası mekanizmalar, [67], burada NAPDH oksidaz, pankreas beta hücrelerinin (insülini salgılayan) lipotoksisitesine aracılık eder. [41] 

    Pankreatik β-hücre yıkımına toksin tepkilerini bağlayan NADPH'nin inhibe edilmesine ikincil olarak, spirulina, diyabetin etiyolojisinde rol oynayan β-hücrelerinin toksinin neden olduğu tahribatı önleyebildiği düşünülmektedir. 

    5.2. Diyabet Riski

    30 gün boyunca Spirulina (10mg / kg), 250mg / dL'den 160.45mg / dL'ye kadar alloksan (bir β-hücre toksini) ile yükselen kan glikozunu azaltabilir (kontrolün% 64'ü, kontrolün% 183'ü) [121] ve alloksanın kan glikozunu istatistiksel olarak normalleştirebilmesinden sonra 4 hafta öncesi ve 4 hafta boyunca izole edilmiş fikorosinin (100-200 mg / kg) önceden yüklenmesi (alloan enjeksiyonundan bir hafta sonra daha az etkili olduğu görülmüştür) [122] 

    Diğer çalışmalar, günlük olarak 0.33 g / kg spirulinadan 30 gün boyunca fruktozla beslenen sıçanların, sonraki kan şekerini% 54-60 oranında azaltabildiğini (doz yanıtı not edilmediğini), bunun da 500 mg Metformin kadar kuvvetli olduğunu gösterdi. / kg (% 46). [104] KKAy fareleri (genetik obez, hiperglisemik ve insüline dirençli [123]) 3 hafta boyunca 100mg / kg phycocyanin verdikten sonra oral glukoz tolerans testi verildiğinde, fikocokin tedavisinden sonra glikoz başaklarında% 51'lik bir azalma kaydedildi; açlık kan şekeri de azalmış ve insülin duyarlılığı iyileşmiş ve fiskosinin ise 2 mg / kg pioglitazonun referans ilacını geride bırakmıştır. [124] 

    Diyabetik modellerde (toksinle indüklenen, diyetle indüklenen ve genetik olarak indüklenen) spirulina yüksek derecede koruyucu ve rehabilite edici görünmektedir.

    Bazı fare kanıtları, diğer çalışmalarda böyle bir düşüşe dikkat çekmese de, diğer sağlıklı farelerde (87.56 ila 74.80 mg / dL;% 14.6 azalma) serum insülinindeki artışla ilişkili [121] bir kan şekerinin düştüğünü göstermektedir. [122] 

    Spirulina'nın, başka türlü sağlıklı kişilerde kan glikozunu etkileyip etkilemediğini değerlendirmek için karışık hayvan kanıtı vardır. 

    5.3. İnsülin direnci

    Tip II diyabetli 25 kişilik bir çalışmada, 2g Spirulina ile düzenli diyetler ve egzersiz rejimleri sürdürülürken, 2 ay boyunca günde 2 kez Spirulina ile 67.2 ± 11.5 yaş arasında, açlık kan şekerinin, kontrolün hiçbir değişikliği ve postprandial glikozun olmadığı, başlangıçtaki% 88'ine düştüğüne dikkat çekildi. taban çizgisinin% 92'sine düşmüştür. [125] HbA1c kontrolde 8.7 +/- 1.5'de statik kalırken, 2 ay Spirulina yutmadan sonra 9.0'dan 8.0'a düştü; Bu çalışma aynı zamanda HDL-C'de% 1.4'lük bir azalış ve LDL-C ve vLDL-C'yi iyileştirmek için önemsiz eğilimler gösteren trigliseritlerde% 13'lük bir azalma olduğunu da kaydetmiştir. [125] 

    Spirulina da ek tedavi olarak umut vermiştir. HIV yüksek oranda aktif antiretroviral tedaviye (HAART) bağlı olarak insülin direnci (ve diğer anormallikler) ile ilişkilidir [126] ve Spirulina'nın insülin direncini azaltmak için iyi bir yardımcı tedavi olup olmadığını görmek için en az bir çalışma yapılmıştır. [127] İnsülin direncine sahip bu kişilerde, 2 ay boyunca 19 g Spirulina (toz), artan glukoz yoğunluğu oranı ile ilişkiliydi (kontrolün −1.68% / dk'ya göre −2.63% / dk) ve insülin duyarlılığındaki iyileşme 224.7'de ölçüldü. Spirulina'da% ve kontrolde% 60, ve bu faydaların hiçbir yanıt vermeden tüm denekleri etkilediği görülmüştür. [127] Bu çalışmada, tatlandırılmayan Spirulina tedavisine daha az bağlılık, maskelenmemiş ve hap tüketiminin% 65'ine düşürülmüştür. [127] Bu çalışma sonuç olarak, soya fasulyesi (kontrol) ile ilgili olarak Spirulina'nın insülin duyarlılığını arttırmak için 1,45 daha fazla şansa sahip olduğu sonucuna varmıştır. 

    Her iki çalışma da glisemik profillerdeki gelişmelere dikkat çekerken, bir tanesi kan şekeri ve HbA1c ile ölçüldü ve diğer insülin duyarlılığı ölçüldü 

    5.4. Yardımcı Terapi

    En az bir hayvan çalışması, rosiglitazonun neden olduğu kemik kayıplarının (gözlemsel çalışmalarda insanlarda gözlenen [128]) spirulina ile azaltılabileceğini göstermiştir. Spirulina 500 mg / kg vücut ağırlığı Spirulina 10mg / kg vücut ağırlığı altında Rosiglitazon ile tek başına düşük performans gösteren Rosiglitazon Kan şekerini ve vücut ağırlığını ve zayıflatılmış kemik kayıplarını engelleyememelerine rağmen. [129] İzole edilmiş Spirulina kan şekerini düşürmede yaklaşık olarak rosiglitazon kadar etkiliydi. [129] 

    6 Ormanlık ve Yağ Kütlesi 

    6.1. mekanizmalar

    Bir fare metabolik sendrom modelinde, spirulina yağ dokusu makrofaj infiltrasyonunu azalttığı bildirilmiştir [130] (visseral yağdaki makrofajlar kendilerini biriktirir ve metabolik sendromun semptomlarını şiddetlendiren inflamatuar sitokinleri [131] salgılar [132]) ortaya çıkar. NADPH oksidaz inhibisyonunun bir sonucu olarak. [132] 

    NADPH oksidaz inhibisyonuna ve vücut yağında makrofaj birikiminin baskılanmasına bağlı olarak, spirulina metabolik sendromlu kişilerde yağ kaybını arttırmakta rol oynayabilir. Bu mekanizma rehabilite edici ve sağlıklı bir bireyde hiçbir amaca hizmet etmeyecek 

    6.2. Müdahaleler 

    100 mg / kg Phycocyanin, 21 gün boyunca gıda tüketiminde azalma ile ilişkili KKAy farelerinde (genetik obez, hiperglisemik ve insüline dirençli [123]) vücut ağırlığını azalttığı not edilmiştir. [124] Bu, spirulina'nın (metabolik sendromlu farelerde) ağırlık azaltma etkilerinin, metabolik sendrom kontrolüne göre% 7.1 azaldığı (ancak yine de sağlıklı kontrolten% 41 daha ağır olduğu) başka yerlerde belirtilmiştir. [130]

    Genetik olarak obez kemirgenlerde, spirulina anti-obez etkileri küçük bir dereceye kadar uygulayabiliyor gibi görünmektedir. Bu parametre üzerinde aşırı derecede güçlü görünmüyor 

    7 İltihap ve İmmünoloji 

    7.1. mekanizmalar

    Braun lipoproteinleri, bakteriyel hücre duvarlarında bulunan lipoproteinler, Spirulina'nın immünolojik yönlerinin yönlerine aracılık edebilir. Bir çalışmada, modifiye edilmiş amino asit 2,3-dihidroksipropilsistein, HPLC ile Braun proteinlerinin varlığının göstergesidir [13]. Spirulina aracılı immün potansiyelliğin mekanizmalarının ise lipoproteinlerin agonistleri olduğu TLR2 reseptörlerinin aracılık ettiği görülmüştür; 133] biyolojik uygunluk sağlar. TLR2'nin, Spirulina'ya yanıt olarak TLR2'nin NF-kB aktivasyonunu gösterdiğini ve MD-2'yi ve TLR4'ü eksprese edenlerin bunu yapmadığı halde Spirulina'nın etkilerine aracılık ettiği bulunmuştur, ancak bu çalışma polisakkaritlere gözlenen etkilere atfedilmiştir. [134] 

    NF-kB'nin inhibisyonu, hem makrofajlarda hem de splenositlerde, lipit ekstresinin 100μg / mL'sinde başka yerlerde belirtilmiştir. [135] 

    Polisakkarit bileşenlerinin, bağışıklık sistemini aktive ettiği de bilinmektedir (Panax Ginseng ve Ganoderma Lucidum'dan polisakkaritlere benzer), bu polisakkarit, bir Spirulina ürünü için patentli bir isim olduğu için karışıklık yaratabilen Immulina veya Immolina [21] olarak adlandırılmıştır. [13]. [136] Bu polisakkarid, 1 ng / mL ila 100ug / mL arasındaki konsantrasyonlarda, çeşitli test edilmiş kemokinlerin mRNA düzeylerini (IL-8, MCP-1, MIP-1a, IP-10) ve 1ng / mL indüklü mRNA kadar düşük dozları arttırdı. IL-1p'yi indüklemek için TNF-a ve 100ng / mL'nin; Bu mRNA'ların indüksiyonu LPS'den daha azdı ve Immolina hücre canlılığını veya farklılaşmasını etkilemedi. [137] 

    Bağışıklık sistemi ile ilgili bazı mekanizmalar, bağışıklık hücresi reseptörlerine ligand olarak davranan ve bu hücreleri aktive eden bileşiklerden kaynaklanır. Gerekli olan düşük konsantrasyonlar, bu mekanizmaların in vivo aktif olduğunu göstermektedir.

    Yukarıdaki pro-enflamatuar özelliklerin tersine, biliprotein C-Fiskosiyanin seçici bir COX-2 inhibitörü (kolon kanserine karşı faydalarının bir kısmıyla ilişkili [138] [139]) ve aktive edilmiş makrofajlarla (LPS yoluyla) inkübasyon gibi davranır. C-phycocyanin ile COX-2 inhibisyonu (LPS tarafından indüklenen) yoluyla makrofaj apoptoza yol açabilir. [140] C-phycocyanin inhibitör potansiyeli, 180nM'lik bir IC50 değeri ile güçlüdür, [141] ve teknik olarak COX-1'i de inhibe edebilir ancak IC50 değeri 4.47uM'de daha yüksektir ve COX1 / COX2 inhibisyon oranı 0.04'tür. ve böylece seçicidir. [141] Molar bazda, C-fikorosin, selekoksibden (IC50 260nM) ve Refecoxib'den (IC50 400nM) daha fazla COX2 inhibitörüydü, ancak son iki ilaç daha seçici (0.015 ve daha az 0.0013) idi. [141] Molekülün inhibe edici potansiyeli, molekülün kendisi azaldığında (elektronları kabul ettikten sonra, anti-oksidant mekanizması) 9.7 uM'ye düşürülür. [141] 

    COX-2 inhibisyonuna ve muhtemelen başka anti-enflamatuar etkilere (iNOS inhibisyonu), 20-50 mg / kg Fiskosiyanin enjeksiyonlarına, anlamlı ve akut (tek bir enjeksiyon) yanıt olarak uyarılan PGE2 ve TNF-a gibi dolaşımdaki kemokinleri azalttığı görülür. proinflamatuar uyaranlara ve ağrı giderici etkilere de rastlanır (ancak aynı dozda 50 mg / kg Phycocyanin, Ibuprofen tarafından biraz daha iyi performans gösterir). [142] 

    Yukarıda belirtilen anti-enflamatuar (ve muhtemelen immünosüpresan) aktivitelere rağmen, izole Phycocyanin farelerde adaptif bağışıklığı arttırdığı belirtilmiştir. Bu çalışma, 6 hafta boyunca Spirulina'nın oral alımının, fareler antijenle (adaptif immünitenin 'üzerine kilitlendiği molekül), baskılanırken toplam ve antijene özgü İmmünoglobulin A'nın (IgA) artmış bir miktarının emildikten sonra mümkün olduğunu gösterdi. alerjenik IgE sekresyonu. [143] 

    NADPH oksidaz inhibisyonunun (çoğunlukla nöroloji bölümünde ve karaciğer bölümünde görülen) anti-oksidan etkilerinin, seçici COX-2 inhibitör bileşiği nedeniyle anti-enflamatuar etkileri de etkilediği görülmektedir.

    7.2. Doğal öldürücü hücreler

    Spirulina'yı günde 400mg'de kullanan iki pilot çalışma (kör olmayan) (ancak daha yüksek konsantrasyonlarda Braun lipoproteinleri ile, gram-negatif bakteri hücre duvarlarında bulunanlar), Natural Killer (NK) hücre aktivitesinin, tümör öldürme kabiliyeti ile değerlendirildiğinde% 40 arttığı (bir çalışma) ve NK hücrelerinin mRNA üretimi, bir haftalık takviyeden sonra% 37-55 (sırasıyla 200 mg ve 400 mg) artmıştır; Bu çalışma, Spirulina'yı tedarik eden şirketten bir hibe almayı başarmıştır. [13] Geliştirilmiş NK hücresi sitotoksisitesi (fonksiyonu), bir Spirulina sıcak su ekstresi ile başka yerlerde belirtilmiştir. [144] 

    Konuyla ilgili bir avuç araştırma, spirulina'nın nispeten düşük dozda alımından sonra vücuttaki doğal öldürücü (NK) hücre aktivitesini artırabildiğini göstermektedir.

    Hayvanlarda, NK hücre aktivitesindeki artışın, TLR4 aktivasyon yolunda bulunan Myeloid farklılaşma primer yanıt geni (MyD88) aracılığı ile gerçekleştiği görülmektedir, çünkü bu proteinin ortadan kaldırılması, Spirulina ile görülen NK aktivasyonunu ortadan kaldırmaktadır. [145] Spirulina da, bu çalışmada, NK aktivitesini arttırmak için herhangi bir yeteneğe sahip olmayan indükleyiciye rağmen, bu çalışmada bir MyD88 indükleyicisi ile sinerjistik olmuştur ve bu çalışma, gıdaya% 0.1 Spirulina sıcak su ekstraktı eklendiğinde, NK aktivitesinin 2 hafta içinde arttığını belirtmiştir. [ 145] 

    NK hücre aktivitesinin indüksiyonu, TLR2'nin veya TLR4'ün kaldırılmasının, Spirulina'nın NK arttırıcı aktivitesini azaltmadığı, ancak çift feshinin yaptığı gibi, toll benzeri reseptörler aracılığıyla seçici olmayan bir şekilde aracılık edilebilir. [145] TLR3-TICAM-1, doğal öldürücü hücre aktivasyonunu indükleyebilmesine rağmen, [146] TICAM-1 - / - farelerinin Spirulina'nın etkinliğini azalttığı görülmemektedir. [145] 

    Spirulina MyD88'e bağlı bir TLR2 / 4 yolu ile çalıştığı görülüyor 

    7.3. Nötrofiller

    Bazı çalışmalarda serum Myeloperoksidaz (MPO), Nötrofil aktivasyonunun bir biyobelirteçleri olarak ölçülür ve sıçanlarda 6 mg / kg Spirulinada oksidatif strese bağlı MPO'nun artmasıyla serum MPO'sunda doza bağlı azalmalar bulunur. [147] 

    Düşük dozlar (25-100mg / kg), anlamlı derecede zayıflatılmış MPO indüksiyonuyla (alloksan ile) ilişkilidir, ancak ortadan kaldırılamaz. [148] 

    7.4. Artrit

    Kollajen ile enjekte edilen sıçanlara 200 mg / kg ve 400mg / kg Spirulina (artriti indüklemek için) ve daha sonra 45 gün boyunca Spirulina ile beslenen normalleştirilmiş eklem histopatolojisini (mikroskop altında görsel inceleme) ve lipit peroksidasyonu gibi normalize biyokimyasal belirteçler gösterdi. ] Görsel incelemeden sonra 400 mg / kg beslenen sıçanlar, kontrol sıçanlarından önemli ölçüde farklı görünmezken, 200mg / kg hala bazı görsel artrit semptomlarına sahipti. [149] Bu yüksek doz, aynı zamanda, kollajen enjeksiyonlarına yanıt olarak motor fonksiyonun normalleştirilmesiyle de ilişkilendirilmiştir, ancak bu mekanizmanın, glial hücre aktivasyonunu (bir anti-enflamatuar etki) bastırmaya ikincil olduğu düşünülmüştür. [96] 

    Bu anti-artritik etki, 800 mg / kg'lık oral alımlı Spirulina (ön test olarak 200, 400 ve 600 mg / kg'dan daha güçlü olduğunu gösterdi) ile belirtildi. Spirulina'nın pro-artritik eğilimini tersine çevirebileceğini belirtti. test ilacını bir hafta kadar az [150] ve Spirulina ile beslenen bir kontrolde bu parametreleri değiştirmeyen düzeyleri kontrol etmek için karaciğer, dalak ve plazmada β-Glukuronidaz ve β-galaktosidazın neredeyse tamamen normale döndüğü gösterilmiştir. [150] 100 ve 400mg / kg Spirulina kullanarak zyosin ile indüklenen artritik bir modelin kullanıldığı bir başka çalışmada, β-Glukuronidazda beklenen artışın sırasıyla% 78.7 ve% 89.2 inhibe edildiği belirtildi. Referans ilaç olarak 10mg / kg Triamsinolon kullanıldığında,% 94.1 inhibe edildi ve 400 mg / kg Spirulina'dan anlamlı olarak daha güçlü olarak görülmedi. [151] Histoloji ile koruyucu etkiler görülmüş, 100 mg / kg'dan yüksek 400 mg / kg ve referans ilaç en etkilidir. [151] 

    Hayvanlardaki ön kanıtlar, spirulina'nın güçlü bir anti-artritik ajan olduğunu ve en az iki çalışmanın, toksin kaynaklı artritin laboratuar farelerinde neredeyse normalize olduğunu gösterdiğini ileri sürmektedir. Triamsinolondan (ilaç kortikosteroid) daha az veya benzer bir etki gösterir.

    7.5. Alerjiler

    Alerjik rinitus (nazal alerjiler) ile erişkinlerde (30.1 ± 6.69) yarım yıl (6 ay) için 2 g Spirulina, nazal akıntı, burun tıkanıklığı ve burun azalmasının sıklığı gibi subjektif semptomlarda oldukça anlamlı bir iyileşme ile ilişkiliydi Kaşıntı ve hapşırma. [152] Katılımcıların tedaviden ne kadar memnun olduklarıyla 1-10 arası bir derecelendirme ölçeğinde, spirulina ortalama 7.21 +/- 1.01 (ne kadar memnun) ve 7.44 +/- 0.89 (ne kadar etkili) iken plasebo 3,40 +/- 1,71 ve 3,54 olarak değerlendirilmiştir Sırasıyla +/- 1.37. [152] Benzer faydalı sonuçlar başka yerlerde bildirilmiştir, 12 hafta boyunca 1-2 g Spirulina, günde 2 g alınan insanlardan izole edilen immün hücrelerin bir antijene yanıt olarak pro-inflamatuar sitokin IL-4'ün salgılanmasını baskıladığını belirtmiştir. [153] 

    7.6. Müdahaleler

    Yaşlılar üzerinde yapılan bir çalışmada (60-87 yıl; n = 78), 16 haftalık (4 aylık) 8 g Spirulina'nın IL-2'deki artışla (erkeklerde% 144, kadınlarda% 146) ve IL'deki değişikliklerle ilişkili olduğu bildirilmiştir. -6 (erkeklerde kontrolün% 73.4'üne kadar, kadınlarda% 176'a kadar), değişen oran anti-inflamatuar olarak görülüyor. [5] TNF-α, her iki grupta da düşüşe ve dişilerde MCP-1'e eğilimlidir. [5] Bu şu anda, bazal sitokinleri (inflamasyonun biyobelirteçleri) ölçmek için yapılan tek çalışmadır ve diğer tüm insan müdahaleleri, orta düzeyde kalitenin doğal katil hücre aktivitesinde bir iyileşme olduğunu düşündürmektedir. [13] [144] 

    Şu anda tüm parametrelerin incelenmesinde insanlarda sınırlı bir kanıt vardır, fakat spirulina, sistemik inflamasyonu eş zamanlı olarak düşürürken, artan doğal öldürücü hücre aktivitesinin bazı erken eğilimlerini gösterir.

    Sıçanlarda, 25mg / kg vücut ağırlığı temel Spirulina özü kadar düşük dozlarda TNF-α'nın azaldığı bildirilmiştir. [148] 

    8 Oksidasyon ile Enteractions 

    8.1. Genel

    Spirulina, hücrenin ölümüne oksidatif yollardan kaynaklanıyorsa, genel olarak hücreyi anti-oksidatif özellikleri ile ölümden koruyabilir; genel antioksidan özellikler [154] Vitamin C'ye karşı yapılan karşılaştırmalı bir çalışmada, Spirulina'nın serbest radikal kaynaklı ölümü 2-5 kat azaltabildiği, fakat aynı konsantrasyonlarda (125, 250mcg / mL) C vitaminden daha az etkili olduğu kaydedilmiştir.  

    8.2. Müdahaleler

    Spirulina ve Buğday Çimi (Triticum aestivum) arasında 30 gün boyunca günde iki kez 500 mg'da yapılan karşılaştırmalı bir çalışma, her iki bileşiğin de anti-oksidatif kapasiteye sahip olduğunu, ancak bu değişikliklerin Buğday Çimi ile daha fazla olduğunu ve Spirulina ile anlam kazanamadığını göstermiştir. [155] MDA, plazma C vitamini ve intrinsik anti-oksidan enzimler değerlendirildi. [155] 

    9 Hormonlar ile Enteractions 

    9.1. Testosteron

    Testis toksisitesinin bir sıçan modelinde Spirulina, oksidatif toksinlere rağmen testosteron seviyelerini koruyabilirken, toksinsiz Spirulina verilen grup (cıva) testosteronda bir artış yaşamadı. [51]

     9.2. leptin 

    Obez farelerde yapılan bir çalışma (yağlı karaciğere sekonder), Spirulina'nın, obez kontrol ve obez farelere% 0.02 pioglitazon verilen ile karşılaştırıldığında, dolaşımdaki leptin düzeylerini, zayıf kontrol seviyelerine yakınlaştırabildiğini göstermiştir. [130]

    10 Kanser Metabolizması ile İlişkiler 

    10.1. Genel Mutajenite

    Bir siklofosfamid kaynaklı mutajenisite Spirulina, 200, 400 ve 800 mg / kg'da 5 hafta üst üste siklofosfamidden 2 hafta önce bir sıçan modelinde test edildi ve anti-mutajenik / anti-genotoksik etkiler araştırıldı. [156] Gebe farelerde implantasyon kayıplarındaki artış, tüm dozlarda önemli ölçüde azaldı ve toksinle görülen sperm anormalliklerini normalize etti (sperm sayısı, motilite, şekil). [156] 

    Toksinlere (kanserojen olarak görülen bir süreç) yanıt olarak sağlıklı hücrelerde DNA fragmantasyonunu ölçen çalışmalarda, 50 mg / kg Spirulina,% 31.2 oranında DNA fragmantasyonundaki artışı aflatoksin ile karaciğerde% 8.8'e indirgeyebilir ve% 10.2 azaltabilir. testislerde% 0.9'a çıkar; Bu çalışma Spirulina'nın hiçbir toksin alınmadığında karaciğerde% 1.3 oranında DNA fragmantasyonunu azalttığını ve koruyucu etkilerin peynir altı suyu proteini ile anlamlı bir şekilde katkı olmadığını belirtmiştir. [157] 

    10.2. İmmünolojik Etkileşimler

    Spirulina, tümör boyutunu küçültme kapasitesine sahip ya da doğal Killer hücre aktivitesine sekonder tümör büyüme oranlarını geciktirme kapasitesine sahip gibi görünmektedir [145], ancak diğer çalışmalar tümör boyutunda azalmayı not eder ve söz konusu gözlem ve NK hücreleri arasında bir bağlantı çizmez. ] 

    10.3. Oral

    Kerala Hindistan'da tütün kullananlarda oral lökoplaki ölçümü yapan bir müdahale, bir yıl boyunca günde 1 g Spirulina'nın, bu gruptaki kişilerin% 45'inde, plaseboda% 7'ye karşılık, ağız boşluğunda lezyonların tamamen gerilemesiyle ilişkili olduğunu; Spirulina'yı desteklemenin ardından, 20 yanıt veren hastanın 9'u Spirulina olmadan bir sonraki yıl lezyonları geliştirdi. [159] 

    Düşük doz spirulina (1g), tütün kullananlarda tam bir koruma sağlamadığı halde, tütün kullananlarda oral lezyon oranını düşürdüğü belirtilmiştir. 

    10.4. Melanom

    Kalsiyum Spirulin olarak bilinen Spirulina'nın polisakaritini araştıran bir in vitro çalışmada, B16-BL6 Melanoma hücrelerinin, 10mcg / mL konsantrasyonunda% 50 azaltılmış invazyon (Matrigel / fibronektin kaplı filtreler) ve laminin (ancak fibronektin değil) filtrelere azalmış göçüne sahip olduğunu belirtti. doza bağlı bir şekilde; Benzer etkiler kolon M3.1 ve fibrosarkoma HT-1080 hücreleri ile kaydedildi. [160] 

    10.5. Kolon

    C-phycocyanin (Spirulina'nın protein fragmanından), kolon kanserlerinden korunma ile ilişkilidir, çünkü kolon hücrelerinde aşırı COX-2 üretimini inhibe etme kabiliyeti, [161] kolon kanseri hücrelerinde artma eğilimi gösterir. 138] Pek çok çalışma P-oksikamı P-oksikam ile birleştirir, bu non-selektif bir COX1 / 2 inhibitörüdür ve faydalar ek olarak görünür. [139] [162] [163] 

    Günlük 200mg / kg C-Fiskosiyanin enjeksiyonları Akt / PI3k aktivasyonunu normalize edebilir ve aynı zamanda PTEN ve GSK-3β aktivasyonunu arttırabilir, [139] bu da NSAID inhibitörü Piroxicam ile katkı maddesidir, burada 4 mg / kg Piroksikam ve 200 mg / kg C-Psikosiyanin inhibe edilir Toksin dimetilhyadrazin (DMH) 'ye yanıt olarak% 92.33'lük toksin dimetilhyadrazin (DMH)' nin kendisi,% 72.33'lük enflamasyonu inhibe eder (4 mg / kg Piroksikamdan% 62.33 ve 5 mg / kg'da% 67'lik Indomethacin'den daha etkili) [163] ve azaltılmış abberant kript odakları (polip oluşumunun göstergesi) izolasyonda% 65, Piroksikam ile% 75 oranındadır. [163] Aynı doz C-Phycocyanin (200mg / kg) aynı zamanda 6 haftalık tedavi boyunca DMH lezyon insidansını% 100'den% 66'ya düşürdü, histolojik değişiklikleri normalize etmek için harekete geçti ve apoptotik hücrelerin miktarını yaklaşık% 7'den arttırdığı bulundu. % 30 (grafikten elde edilen veriler, 4 mg / kg Piroksikam ile benzer etki ve kombinasyon katkı maddesidir). [162] 

    Hücre kolonilerini ölçen çalışmalarda, hem C-Phycocyanin hem de Piroxicam (Spirulina nonsignificly daha etkili, DMH kontrolünü% 57.49'dan% 16.53'e düşüren) takiben daha az agregasyon kaydedilmiştir ve her iki antienflamatuvar erken dönemde hücre sayısını arttırmaktadır (DMH kontrolünde% 3.34'ten). C-Phycocyanin ile% 20.43 veya geç (% 2.45 ila% 33.66) aşamalı apoptoz. [139]

    C-Phycocyanin, 200mg / kg C-Phycocyanin kullanıldığında, Piroxicam ile katkı maddesi olarak 4mg / kg Piroksikamdan biraz (bazen önemsiz derecede) daha etkili olan 1,2-dimetilhyadrazine bağlı karsinojeneze karşı büyük bir koruyucu derece uygulayabilmektedir. 

    11 Seletal Kas ve Egzersiz Performansı 

    11.1. Kas hipertrofisi

    Genç farelerde (30 günlük yavrular) yapılan bir çalışmada,% 17 spirulina (ağırlıkça% 64 protein) ile% 17 kazein proteinine (ağırlıkça% 84 protein) karşı diyetin, 60 gün boyunca tek protein kaynağı olarak karşılaştırılması Her iki grupta toplam kas ağırlığı, boyutu ve DNA içeriğinin benzer olmasına rağmen, Spirulina'nın kasılma proteinine göre artmış protein sentezi oranlarını düşündüren, kontraktil protein Myosin% 44 daha yüksek seviyelerine sahip olduğu [164]. Actin protein bileşeninde önemli farklılıklar gözlenmedi. [164] 

    İnsanlarda nasıl çalışacağını tahmin etmek için çok ön hazırlık olsa da, küçük sıçan yavrularında kazein proteinine kıyasla spirulina protein kaynağından daha hipertrofik etkiler görülebilir.

    13 Liver Sağlık 

    13.1. Mekanizmalar (Hepatoproteksiyon)

    Spirulina'nın bir cisplatin enjeksiyonundan 5 gün önce 1 g / kg ağız yoluyla alınmadaki anti-oksidatif etkileri, karaciğerde (histolojik inceleme) hasarı azaltabilir ve Spirulina ile 500mg / kg C vitamini kombinasyonu birleştirerek cisplatin kaynaklı karaciğer hasarını ortadan kaldırır. . [169] Toksinlerden karaciğere koruyucu etkiler de sıçanlarda% 3-9 Derişim Spirulina içeren D-galaktozamin ve Asetominofen'e karşı kurulmuştur. [170]

     13.2. Karaciğer enzimleri

    Fruktoza bağlı insülin direnci üzerine yapılan bir kemirgen çalışması, düşük dozlarda Spirulina'nın (sıçanlarda 0.33 g / kg) serumda azalmış SGOT (% -33.42) ve SGPT (-24.78%) seviyeleri ile ilişkili olduğunu, bunların artışının hepatosellüler olduğunu gösterdiğini belirtmiştir. nekroz ve membran hasarı ve daha az karaciğer hücresi hasarı göstergesidir. [104] SGOT ve SGPT'deki azalmalar insanlarda kaydedilmiştir, fakat 2 veya 4g Spirulina'dan 3 ay sonra, 21g'den 16,7'ye (% -20,9) 2g ve 19,4'ten 15,5'e (-20,1%) 4g ile ve her ikisi de istatistiksel olarak anlamlı değildi. Aksi takdirde, kolesterol yüksek olan bu sağlıklı kişilerde, plasebo olarak da% 18.8'lik bir azalma gördü. [109] 

    Spirulina, Spirulina (1g / kg) ve C vitamini (500mg / kg) kombinasyonunun karaciğer enzimlerinin etkili bir şekilde normalize edilmesine karşın, Cisplatin enjeksiyonlarına yanıt olarak karaciğer enzimlerindeki artışı (ALP, AST, ALT) zayıflatmıştır. [169] Bu özel enzimlerin, yüksek yağ içeren bir diyetle eşleştirilmiş oksidatif hasarı takiben azaldığı kaydedilmiştir, burada 2-6g Spirulina doz bağımlı olarak ALT ve AST'yi azaltmıştır. [147] 

    13.3. fibrosis

    Spirulina'nın NADPH oksidaz inhibisyonu yoluyla stellat hücrelerinin proliferasyonunu inhibe edebildiği ve karaciğer fibrozu vakalarında terapötik bir alternatif olarak kullanılabileceği hipotezi öne sürülmüştür. [171] Bu hipotez, NADPH oksidaz aktivitesini baskılayarak ve aynı zamanda DPI (a) 'yı baskılayarak çalışan ERb reseptörünün aktivasyonu (soya izoflavonları Genistein [172] ve kısmen östrojenin kendisi [173] aracılığıyla) ile stellat hücre proliferasyonunun baskılanmasına dayanır. NADPH aktivitesini inhibe eden araştırma kimyasalı) da stellat hücre çoğalmasını azalttığı gösterilmiştir. [174] [175] 

    13.4. Steatohepatitis (Yağlı Karaciğer)

    Spirulina, fruktozun uyardığı obez fareler de dahil olmak üzere çeşitli hayvan modellerinde yağlı karaciğeri (steatohepatit) azaltma kabiliyetine sahiptir, [104], MSG'nin indüklediği obez sıçanlar (yeni doğmuş sıçanlara MSG'nin serebral enjeksiyonlarının aşırı yağlanma yoluyla yağlı karaciğere neden olduğu [176]) [130] bir pro-oksidan (2-6 g / kg Spirulina) ile enjekte edilen kolin yetersizliği olan yüksek yağlı diyet. [147] 

    Spirulina'yı uyuşturucu ya da uygulamalara göre karşılaştıran çalışmalar, Spirulina'nın (yem alımının% 5'i), hepatik trigliserit içeriği ve kolesterolü azaltmada% 0.02'den daha az pioglitazondan daha etkili olduğunu belirtmektedir. [130]% 17 Spirulina (çok yüksek doz), minörden daha etkilidir kolesterolü düşürmek için lipid profillerini iyileştirmede kardiyovasküler egzersiz (kontrol grubunun% 43-46'sında gruplar arasında karaciğer yağında benzer azalma), [106] 

    Spirulina önleyici bir şekilde de etki gösterebilir, burada yüksek yağ, kolesterol ve alkol diyetine yanıt olarak karaciğer yağındaki artış, ek statin ilaçları ile Spirulina takviyesi ile yarıya inmiştir. [177] 

    Sıçanlarda, spirulina karaciğer yağ birikimini azaltmak için rehabilitasyon ve önleyici mekanizmalar gösterir. Etkisi güçlü görünüyor

    Bu mekanizmalar insanlarda test edilmiştir ve üç kişinin her biri 3 ay boyunca 4.5g Spirulina ile tedavi edildiği ve daha sonra ultrason ile değerlendirilen bir dizi vaka çalışmasında, patolojik olduğu üçüncü vaka da dahil olmak üzere ALT'da% 41'lik bir ortalama azalma bulunmuştur. ALT seviyesi% 34 azaldı. [178] Trigliseritler, total kolesterol, LDL-C ve kolesterol: HDL-C oranı, ortalama olarak% 19,% 16,% 22 ve% 18 oranında azalmıştır; sırasıyla. Bu, ultrason aracılığıyla görülen yağlı karaciğer seviyelerindeki evrensel gelişmelere sekonder olduğu düşünülmüştür (alınmayan biyopsiler). [178] 

    Spirulina, diyet tarafından indüklenen yağlı karaciğer birikimini azaltabilir ve yaşam tarzındaki değişikliklerden bağımsız olarak (ve sıçanlarda kombine statin ve alkol kullanımıyla bile) çok sınırlı gibi görünebilir, ve sınırlı insan kanıtları sadece umut verici olarak gösterilebilir. Sonuçlar. Oldukça ılımlı, ama oldukça güvenilir görünüyor.

    11.2. Güç çıkışı

    Eğitimsiz üniversite öğrencilerinin yanı sıra eğitimli (3 yıllık aktivite ya da daha büyük) bir çalışma, 8 hafta boyunca günde 2 gram alınan Spirulina'nın, hem eğitimli hem de eğitimsiz deneklerde Spirulina'yı eğitimin yanında kullanan tepe noktası kuvvetinin arttığını belirtmiştir. eğitim ile birleştirilmiş plasebo) ancak 60 saniye izometrik olarak değerlendirilen kas dayanıklılığında anlamlı bir etki görülmemiştir. [165] Bu çalışmada diyet analizi yapılmamıştır.

    Güç çıktısında yalnızca bir insan çalışması yapıldı, bu da iyileşme gösterdi, ancak diyet analizinin eksikliği, bundan çıkarılabilecek herhangi bir sonuca engel oluyor.

     11.3. Dayanıklılık ve Tükenme Süresi

    Sağlıklı gençlerde yapılan bir çalışmada (20-21 yıl) Spirulina ile günlük 7.5g'de 3 hafta süren (günde üç kez bir yemekle alınan 2.5g;% 53.3 protein ve% 33.3 karbonhidrat) tükenme süresinin artması ile ilişkili olduğuna dikkat çekildi. koşu bandı koşu ile değerlendirildi. [4] Plasebo, takiplerinde 23 saniye kadar zamanlarını iyileştirirken (% 3.2 iyileşme) Spirulina, 52 saniyede bir artışla (% 7.3) ilişkiliydi. [4] Bu çalışma aynı zamanda, yüksek bir bireyler arası aralık olmasına rağmen, egzersizden 30 dakika sonra kan alındığında laktat dehidrogenaz (kontrolün% 79.3'ü) ve daha fazla laktat (kontrolün% 138'i) daha az önemli olduğunu belirtmiştir. [4] Laktatı ölçmek için yapılan diğer tek çalışma tam dinlenme idi ve koşucularda artış için belirgin olmayan bir eğilim olduğunu belirtti. [103] 

    Bu sonuçlar, 4 hafta boyunca 6 g Spirulina'nın, 2 saatlik bir çalışmayla önceden tükendikten sonra, bitkinliğe (iyileşmenin% 131'i) kadar geçen bir zaman ile ilişkili olduğu için, tekrarlanmıştır; Bu çalışma orta derecede eğitimli atletik erkeklerde yapıldı ve karbonhidrat depolarını koruyan yağ oksidasyonunun (+% 10.9) artmasına sekonder olduğu düşünüldü (glukoz oksidasyonu% 10.3 azaldı). [166]

     Spirulina, sürekli olarak sağlıklı olan insan deneklerde pratik dozlarda dayanıklılık egzersiz performansını arttırdığını göstermiştir. 

    11.4. Kronik yorgunluk

    Spirulina (4) ile her hastanın kendi çapraz-over kontrolünün olduğu bir dizi vaka çalışmasında, 4 hafta boyunca günde 3 g Spirulina'nın idiopatik (hastalık durumu olmadan) kronik yorgunluğa yardımcı olma yeteneğine sahip olmadığı öne sürülmüştür. [167] 

    12 Kemik Kütlesi ile İnsanlar

     12.1. Müdahaleler 

    Söz konusu yumurtalıkları alınmış sıçanların (menopozu taklit eden bir model) 80 mg / kg, 800 mg / kg veya 4 g / kg vücut ağırlığında% 0.2 kalsiyum (diyette ağırlıkça) ile beslendiği ve Spirulina içermeyen bir diyetle karşılaştırıldığı sıçanlarda yapılan bir çalışmada; Vücut ağırlığında bir farklılık bulunmadı (Spirulina ile gıda alımında artışa rağmen) ve Spirulina östrojen eksikliği olan koşullarda kemik mineral yoğunluğunda azalma ile ilişkiliydi. [168]

    13 Liver Sağlık

    13.1. Mekanizmalar (Hepatoproteksiyon)

    Spirulina'nın bir cisplatin enjeksiyonundan 5 gün önce 1 g / kg ağız yoluyla alınmadaki anti-oksidatif etkileri, karaciğerde (histolojik inceleme) hasarı azaltabilir ve Spirulina ile 500mg / kg C vitamini kombinasyonu birleştirerek cisplatin kaynaklı karaciğer hasarını ortadan kaldırır. . [169] Toksinlerden karaciğere koruyucu etkiler de sıçanlarda% 3-9 Derişim Spirulina içeren D-galaktozamin ve Asetominofen'e karşı kurulmuştur. [170]

    13.2. Karaciğer enzimleri

    Fruktoza bağlı insülin direnci üzerine yapılan bir kemirgen çalışması, düşük dozlarda Spirulina'nın (sıçanlarda 0.33 g / kg) serumda azalmış SGOT (% -33.42) ve SGPT (-24.78%) seviyeleri ile ilişkili olduğunu, bunların artışının hepatosellüler olduğunu gösterdiğini belirtmiştir. nekroz ve membran hasarı ve daha az karaciğer hücresi hasarı göstergesidir. [104] SGOT ve SGPT'deki azalmalar insanlarda kaydedilmiştir, fakat 2 veya 4g Spirulina'dan 3 ay sonra, 21g'den 16,7'ye (% -20,9) 2g ve 19,4'ten 15,5'e (-20,1%) 4g ile ve her ikisi de istatistiksel olarak anlamlı değildi. Aksi takdirde, kolesterol yüksek olan bu sağlıklı kişilerde, plasebo olarak da% 18.8'lik bir azalma gördü. [109]

    Spirulina, Spirulina (1g / kg) ve C vitamini (500mg / kg) kombinasyonunun karaciğer enzimlerinin etkili bir şekilde normalize edilmesine karşın, Cisplatin enjeksiyonlarına yanıt olarak karaciğer enzimlerindeki artışı (ALP, AST, ALT) zayıflatmıştır. [169] Bu özel enzimlerin, yüksek yağ içeren bir diyetle eşleştirilmiş oksidatif hasarı takiben azaldığı kaydedilmiştir, burada 2-6g Spirulina doz bağımlı olarak ALT ve AST'yi azaltmıştır. [147]

    13.3. fibrosis

    Spirulina'nın NADPH oksidaz inhibisyonu yoluyla stellat hücrelerinin proliferasyonunu inhibe edebildiği ve karaciğer fibrozu vakalarında terapötik bir alternatif olarak kullanılabileceği hipotezi öne sürülmüştür. [171] Bu hipotez, NADPH oksidaz aktivitesini baskılayarak ve aynı zamanda DPI (a) 'yı baskılayarak çalışan ERb reseptörünün aktivasyonu (soya izoflavonları Genistein [172] ve kısmen östrojenin kendisi [173] aracılığıyla) ile stellat hücre proliferasyonunun baskılanmasına dayanır. NADPH aktivitesini inhibe eden araştırma kimyasalı) da stellat hücre çoğalmasını azalttığı gösterilmiştir. [174] [175]

    13.4. Steatohepatitis (Yağlı Karaciğer)

    Spirulina, fruktozun uyardığı obez fareler de dahil olmak üzere çeşitli hayvan modellerinde yağlı karaciğeri (steatohepatit) azaltma kabiliyetine sahiptir, [104], MSG'nin indüklediği obez sıçanlar (yeni doğmuş sıçanlara MSG'nin serebral enjeksiyonlarının aşırı yağlanma yoluyla yağlı karaciğere neden olduğu [176]) [130] bir pro-oksidan (2-6 g / kg Spirulina) ile enjekte edilen kolin yetersizliği olan yüksek yağlı diyet. [147]

    Spirulina'yı uyuşturucu ya da uygulamalara göre karşılaştıran çalışmalar, Spirulina'nın (yem alımının% 5'i), hepatik trigliserit içeriği ve kolesterolü azaltmada% 0.02'den daha az pioglitazondan daha etkili olduğunu belirtmektedir. [130]% 17 Spirulina (çok yüksek doz), minörden daha etkilidir kolesterolü düşürmek için lipid profillerini iyileştirmede kardiyovasküler egzersiz (kontrol grubunun% 43-46'sında gruplar arasında karaciğer yağında benzer azalma), [106]

    Spirulina önleyici bir şekilde de etki gösterebilir, burada yüksek yağ, kolesterol ve alkol diyetine yanıt olarak karaciğer yağındaki artış, ek statin ilaçları ile Spirulina takviyesi ile yarıya inmiştir. [177]

    Sıçanlarda, spirulina karaciğer yağ birikimini azaltmak için rehabilitasyon ve önleyici mekanizmalar gösterir. Etkisi güçlü görünüyor

    Bu mekanizmalar insanlarda test edilmiştir ve üç kişinin her biri 3 ay boyunca 4.5g Spirulina ile tedavi edildiği ve daha sonra ultrason ile değerlendirilen bir dizi vaka çalışmasında, patolojik olduğu üçüncü vaka da dahil olmak üzere ALT'da% 41'lik bir ortalama azalma bulunmuştur. ALT seviyesi% 34 azaldı. [178] Trigliseritler, total kolesterol, LDL-C ve kolesterol: HDL-C oranı, ortalama olarak% 19,% 16,% 22 ve% 18 oranında azalmıştır; sırasıyla. Bu, ultrason aracılığıyla görülen yağlı karaciğer seviyelerindeki evrensel gelişmelere sekonder olduğu düşünülmüştür (alınmayan biyopsiler). [178]

     

    Spirulina, diyet tarafından indüklenen yağlı karaciğer birikimini azaltabilir ve yaşam tarzındaki değişikliklerden bağımsız olarak (ve sıçanlarda kombine statin ve alkol kullanımıyla bile) çok sınırlı gibi görünebilir, ve sınırlı insan kanıtları sadece umut verici olarak gösterilebilir. Sonuçlar. Oldukça ılımlı, ama oldukça güvenilir görünüyor.

    13.5. viroloji

    Spirulina bileşenleri, herpes simplex virüsü için 0.069mg / mL'lik bir EC50'ye nispi afinite ile, nispeten genel anti-viral etkileri in vitro tutmaktadır. [179] 

    Kronik hepatit C enfeksiyonu olan bireylerin bir denemesinde, Spirulina Silimarine karşı (Milk Thistle'dan izole edilmiş) karşılaştırıldı ve her iki tedavi de kalıcı virolojik bir yanıtı (virüsün saptanamayan seviyelere bastırılması) indükleme konusunda bir dereceye kadar etkinliğe sahipti; Spirulina, Silymarin'den daha iyi olmak için eğilimli fakat istatistiksel olarak anlamlı değildi. [180] Bu 6 aylık çalışmada 4 kişi (% 13.3) kalıcı virolojik yanıt alırken, diğerlerinde (% 6.7) kısmi fayda ve diğer% 80'i yanıt vermemiştir; Silimarin sadece bir kez kalıcı virolojik yanıt verdi (% 3.4) ve geri kalanı yanıt vermedi. [180] Yanıtlayıcılar düşük başlangıç ​​viremi vardı. HIV ile ilgili bir başka çalışma, Spirulina ile ilişkili anormal karaciğer enzimlerinden herhangi bir fayda göremedi [181] ve Spirulina ile Undaria Pinnatifida (fukoksantinin ortak kaynağı) arasındaki üçüncü bir pilot çalışma, HIV / AIDS virüsü ile yaşam kalitesinin 3'ten sonra iyileştiğini kaydetti. kombinasyon tedavisi (2.5g Undaria ve 3g Spirulina'nın) haftaları ve bir olgu (vaka çalışması) bir yıl boyunca tedaviyi kullandı ve viral yükünü azaltırken CD4 + immün hücre sayısını 474'ten 714'e çıkardı CD4 / uL (+ % 50). [182] 

    Spirulina'nın antiviral etkileri, spirulina'nın 5g'ye kadar test edilen dozlarda toksisitesine rağmen insan tüketiminden sonra aktif gibi görünmektedir ve kısa vadede viral bozukluklarla ilişkili bazı semptom rahatlamalarına yol açabilir veya virüsün daha uzun süre. Tedavinin güvenilirliğini önermek için yeterli kanıt yoktur.

    Spirulina virolojik durumu iyileştirmek için en güçlü takviyelerden biri gibi görünse de (en azından ön kanıtlara dayanarak), bu besin takviyesinin çok güçlü olduğu bir konu olarak görünmemektedir. 

    13.6. Anemi

    12 hafta boyunca günde 3g Spirulina alan anemisi öyküsü olan yaşlı kişilerde bir çalışma yapılmışsa da, kırmızı kan hücresi sayısında artış gözlenmezken, erkeklerde ortalama korpusküler hemoglobin (MCH), MCV ve MCHC artmış ve MCH'de artmıştır. kadınlarda [183] Trombositler 12 hafta boyunca değişmedi ve beyaz kan hücreleri 6 haftada önemli derecede arttı; Bu çalışmada yüksek değişkenlik not edilmiştir. [183] 

    Spirulina anemik belirtilere yardımcı olabilir, ancak kanıt ön 

    Periferik Organ Sistemler ile İlişkiler 

    14.1. timüs

    Thymus atrofisi, pro-oksidatif yollarla Tributyltin tarafından indüklenebilir, ki bu, Spirulina'dan gelen C-fiskosiyanin önceden yüklenmiş olduğunda (bu çalışma, ancak, kullanılan enjeksiyonlar) 70mg / kg vücut ağırlığı ile hemen hemen ortadan kaldırılabilir. [184] Kontrol, tedavi edilmemiş kontrolün% 30'una kadar küçültülmüş olsa da, toksin ve C-fiskosiyaninle mücadele,% 90 kontrol boyutuna sahipti ve korumanın, C-fikorosiyaninin antioksidatif yeteneklerine sekonder olduğu hipotezlendi. [184] 

    14.2. böbrekler

    C-Phycocyanin ve / veya Spirulina, civa klorid (100mg / kg C-Phycocyanin [9] 'de 4. derece histoloji hasarı azaltılması), cisplatin (50mg / kg C) dahil olmak üzere çeşitli toksik hakaretlerden böbrekleri koruyabilir. -Kifosiyanin), [185] [186] siklofosfamid (1,000 mg / kg spirulina), [187] 4-nitrokinolin-1-oksit (500mg / kg Spirulina), [23] ve Gentamisin. [188] Bu böbrek toksinleri, hasarlarını oksidatif stresle uygular. 

    C-Phycocyanin, kombine anti-enflamatuar ve anti-oksidatif mekanizmalarla, çeşitli toksin kaynaklı stresörler yoluyla böbrekleri yüksek derecede koruyucu gibi görünmektedir.

    Heptadekan (uçucu), sıçanlarda 2-4 mg / kg'da böbrek fonksiyonunun korunmasında da rol oynadı, burada reaktif oksijen türlerindeki artış (ROS; in vivo ortamda in vivo ve in vitro olarak t-BHP ile indüklendi) ve NF-kB aktivitesi yaşlanma ile görülenler doza bağımlı bir şekilde normalize edildi ve in vitro oksidasyon ile indüklenen NF-kB aktivitesi 1-20µM'de hafifçe hafifledi. [20] 

    Heptadekan ayrıca bir biyoaktif olabilir, fakat C-Phycocyanin'den daha az güçlü görünmektedir. 

    14.3. akciğer 

    Parakuat toksisitesinin fibrotik etkileri, sıçanlarda 50mg / kg C-Phycocyanin ile hafifletilebilir. [189]

    14.4. testisler

    Cıva ile indüklenen testislerdeki oksidatif hasarın, testislerde daha az (% 35) civa birikimi ile ilişkili olan 300 mg / kg spirulina alımında serum ve testiküler lipid peroksidasyonunu azalttığı kaydedilmiştir. [51] Bu çalışma ayrıca, tedavi edilmemiş kontrole göre, izolasyonda Spirulina verilen grubun, oksidatif enzimlerde (% 6.3 SOD ve% 9.2 GSH), lipid peroksidasyonunda (% 14.8) azalma ile birlikte artış olduğunu göstermiştir. [51] 

    15 Nutrient-Besin Etkileşimleri 

    15.1. Peynir altı suyu proteini

    Spirulina ve Whey Protein konsantresinin kombinasyonu, her ikisi de tam protein kaynağı olduğundan, Spirulina, amino asit Sistein'de nispeten düşüktür, oysa Whey Protein'in faydalarının çoğu, yüksek bir Sistein kaynağı olarak ikincildir. 2.5 mg / kg Spirulina ve 300mg / kg Whey Proteinin ya 30 gün boyunca ya da izole olarak tüketildiği bir çalışmada, karaciğer ve testislerde lipid peroksidasyonunun azaltılmasında Whey Proteinin önemsiz derecede daha iyi olduğu ve kombinasyonun ek olarak verilmediği bulunmuştur. Bu kombinasyonlar, bu organlarda glutatyon durumunun iyileştirilmesine yönelik önemli olmayan yararlar sağladığında [157]. Her ikisi de aflatoksin enfeksiyonu ile ilişkili patolojiyi azaltmada etkilidir, küçük farklılıklar ve az miktarda ek etkisi vardır. [157] 

    Bir peynir altı suyu spirulina karışımı, diyet amino asitleri yuvarlamak için iyi bir kombinasyon olabilir, ancak karaciğerde anti-oksidasyon açısından katkıdan daha azdır 

    15.2. NT-020

    NT-020, yaban mersini, yeşil çay kateşinleri, karnosin (beta-alanin) ve Vitamin D [190] [191] 'den polifenollerin bir kombinasyonudur ve bu kombinasyon ekinin, kök hücre proliferasyonunu arttırmak için spirulina ile sinerjik olduğu görülmektedir (CD34 + türetilmiş kemik ilik hücreleri. Sinerjiye aracılık eden tam moleküller bilinmemekle birlikte, ek faydalardan% 50 daha fazla olduğu hesaplanmıştır. [98] Sinerjinin mekanizması, spirulina yoluyla, kök hücre proliferasyonunun TNF-α ile indüklenmiş baskılanmasını baskılayarak ortaya çıkarken, diğer bazı maddeler, kök hücre proliferasyonunu indükleyebilmiştir (ve TNF-a etki edemediğinde daha iyi çalışmıştır). NT-020'nin genel olarak bu [192] [193] 'ün sinerjik bir şekilde [190] tüm biyoaktiviteleri biraz aktif olduğu (190) ile oksidatif stresi azaltmak için ikincil olduğu bilinmektedir [190]. 

    Spirulina, NT-020'nin kök hücre proliferasyonunu indüklemek için nutrasötik kombinasyonuna izin veren, kök hücre proliferasyonunun negatif bir düzenleyicisinin hareketlerini baskılayabilir. Bu nedenle ve NT-020'nin aktif olduğu tüm biyoaktif maddeler, spirulina muhtemelen tüm bireyler (sinek, karnosin, yeşil çay ve D vitamini) bileşenleri ile sinerjiktir. 

    16 Güvenlik ve Toksikoloji 

    16.1. Genel

    Hayvanlarda test edildiğinde, 6 aya kadar olan sürelerde Spirulina (ağırlıkça) olarak diyetin% 5'ine kadar olan dozlar, herhangi bir belirgin toksikolojik etki ile ilişkili değildir ve bu çalışmada, saptanan hiçbir mikrokistin kontaminasyonu 20-50ng / g [194] ve diyetin% 30'unu spirulina [195] veya 5000mg / kg izole Phycocyanin (yaklaşık 25g / kg spirulinaya eşdeğer) [122] kullanan 13 haftalık bir çalışma, herhangi bir toksik etki gösterememiştir. İlgili bir bakteriyel suşla (Nostoc commune) ALT'ın hafif bir artışı (% 2.5) kaydedilmiştir. [196] 

    Amerika Birleşik Devletleri Farmakopesi (USP) [197] tarafından bir güvenlik değerlendirmesi yapılmış ve 1966'dan Ekim 2009'a kadar Pubmed literatürünün yanı sıra FDA olumsuz olay raporları da gözden geçirilmiştir (78 toplam, 38 efedra ile karıştırılmış ve diğerleri toksik bakterilerle karıştırılmıştır); bildirilen vakalarda karaciğer hasarı ve diğer 8 olağan olay), Spirulina'nın kendisiyle ilişkili zararlar konusunda yeterli kanıt göstermediği ve Spirulina Maxima ve Platensis'e A Sınıfı güvenlik ataması belirlediği sonucuna varılmıştır. [197] Bildirilen karaciğer hasarı vakalarına neden olan mikrokristallerden mikrokontaminasyon olasılığı olduğu gibi, daha fazla popülasyonda araştırma yapılmasını gerektirmektedir. [197] 

    Spirulina güvenliğiyle ilgili kritik bir konunun, kaynağının bakterilerle bir arada bulunması ve kendisinin bir siyanobakterisi olduğu yönündeydi [197]. Spirlina cinsinden elde edilen siyanopakteriler, bilinen toksinlerden arındırılmış gibi görünmektedir, ancak ilgili cinsler (Aphanizomenon ve Microcystis), toksik türlere sahip oldukları ve üretimde Spirulina ile birlikte yaşayabildiği bilinmektedir, [198] bu tür suşların üretimi bir şekilde tahmin edilemez ve Gerektiğinde kalite kontrol gerektiren. [197] Protein fosfataz inhibitörleri olan diğer mavi-yeşil alglerden (spirulina değil) üretilen ve karaciğer hasarını indüklediği ve prototipik mikrokistinin 5mg / kg LD50 değerine sahip olduğu mikrokistinler de üretilebilir. [199] 

    Halen spirulina ile ilişkili genel zararı gösteren herhangi bir kanıt yoktur, ancak spirulina'nın zehirli metabolitler üretebilen (çıplak gözle benzer görünen diğer) spirulina mavi-yeşil alglerle olası kirlenmeleri. Bu bir kalite kontrol meselesidir

    16.2. Durum çalışmaları

    Rabdomiyoliz ve Spirulina arasında bir vaka çalışması vardır. [200] Bu vakada, bir ay boyunca 3g Spirulina (Solgar Vitamin ve Herb'den Hawaiin Spirulina) alan 28 yaşında bir erkek hasta, başka hiçbir ilaç kullanımı veya hastalığı olmaksızın, bir ay boyunca devam etmektedir. Semptomlar hastanede kısa bir süre kaldıktan sonra ve ekin kesilmesinden sonra durdu ve Spirulina'nın büyük olasılıkla nedeni olduğu düşünülüyordu; Bu şu anda Spirulina ile ilişkili bildirilen tek Rhabdo vakasıdır. [200] Bu yazarlar, Nostoc gibi bazı Siyanobakterilerde üretilen fakat bunu yapamayan Spirulina'dan (BMAA, β-N-metilamino-L-alanin) gelen bir nörotoksinin olası üretimini de ileri sürdüler; Mevcut literatür, Spirulina'daki BMAA kontaminasyonundan şüphelenmiyor.

    İki bakteri suşu (Spirulina Platensis ve A. flos-aquae) ile ilişkili bir başka vaka çalışması, kırmızı biber ekstresi (capsaicin) ve metilsülfonilmetan (MSM) ile birlikte bu bakterileri kullanan 45 yaşındaki bir kadında dermatomiyozit olgusunda rol oynadı. Spirulina üzerinde nedenselleşme yapılamadı, ancak klinik belirtiler ürünün kullanımı, kesilmesi ve geri kazanımı ile ilişkiliydi ve hasta, immüno-uyarıcılara (Spirulina'nın biyolojik aktiviteleri ile uyumlu olan) genetik duyarlılıktan muzdaripti. [201] Spirulina'nın bu semptomlara neden olduğu ancak kanıtlanamayacağı makul.

    Son olarak, üçüncü bir vaka çalışması Spirulina ile ilişkili karaciğer toksisitesini not etmiştir. [202] Bu durumda, Spirulina'nın 5 haftalık kullanımından sonra karaciğer enzimleri yüksek olan hipertansiyon ve yüksek kan lipidleri (ve statin ilaçların geçmiş kullanımı) öyküsü olan 52 yaşındaki bir Japon erkek; Bu olgu statin ilaçlarının nadir vakalarda hepatotoksisiteye neden olabileceği ve Spirulina'nın (ve semptomların ortadan kalktığı) aynı zamanda tüm ilaçların durdurulduğu; nedensellik yerleştirilemez. [202]

    Spirulina üzerinde iki tane ürün kontaminasyonundan muzdarip üç vaka çalışması vardır, sonuncusu ise spirulina için bağışıklık sistemi hiperaktivitesini indükleyen meşru biyolojik güvenilirliğe sahip olabilir. Spirulina bakterisine henüz nedensellik verilmedi, ancak iki çalışmada kullanılan spesifik ürünler bağlı görünüyor.

    16.3. Alerjiler

    Spirulina'nın normalde alerjiler için yararlı olmasına rağmen, standart bir Spirulina dozu tüketen 14 yaşında bir erkek çocuğu içeren en az bir vaka bildirimi, tüketimden 6 saat sonra alerjik bir cevabın meydana geldiğini ve bu durumda C- fiskosiyanin bileşeni. [203]

    Bilimsel Destek ve Referans Atıfları 

     

  • Sağlıklı bireylerde doğal öldürücü hücre aktivitesinin Immulina® ile güçlendirilmesi, Braun tipi lipoproteinler için zenginleştirilmiş bir Spirulina özütüdür.

    Nielsen CH1, Balachandran P, Christensen O, Pugh ND, Tamta H, Sufka KJ, Wu X, Walsted A, Schjørring-Thyssen M, Enevold C, Pasco DS. 

     

    Enflamasyon Araştırma Enstitüsü, Rigshospitalet Ulusal Üniversite Hastanesi, Kopenhag, Danimarka

    Arthrospira (Spirulina) platensisin ticari bir özütü olan Immulina®, THP-1 monositlerinin ve CD4 + T hücrelerinin IN VITRO'nun güçlü bir aktivatörüdür ve farelerde çeşitli immünolojik fonksiyonları geliştirir. Ayrıca, Braun-tipi lipoproteinlerin, bu materyal tarafından sergilenen IN VITRO monosit aktivasyonunun büyük bir kısmından sorumlu olduğunu belirleyerek Immulina®'ı da karakterize ettik. Immulina®'nın NK hücre aktivitesi üzerindeki etkisini anlamak için, yedi gün boyunca Immulina® (400 mg / gün) ile diyetlerini tamamlayan on sağlıklı Kuzey Amerika birey üzerinde bir pilot çalışma gerçekleştirilmiştir. Immulina® takviyesi sonrası NK hücreleri (P <0.01) ile K562 tümör hücrelerinin öldürülmesinde ortalama% 40'lık bir artış gözlemledik. 11 sağlıklı Danimarkalı deneğin yer aldığı ayrı bir plasebo kontrollü çapraz geçiş çalışmasında, NKG2D'nin NKG2D'nin% 37'sinde (p = 0.02) ve Immulina® uygulamasından sonra (% 55) (p = 0.0003) artmış mRNA ekspresyonunu gözlemledik (200). yedi gün boyunca sırasıyla mg ve 400 mg. NK- ve T-hücre marker perforin mRNA ekspresyonu, günde 400 mg Immulina® uygulamasından sonra% 75 (p = 0.008) artmıştır. Her iki belirteç de önemli doza bağlı etkiler göstermiştir (sırasıyla p = 0.0003 ve p = 0.02). CD56 (parlak) ve CD56 (dim) NK hücreleri arasındaki oran Immulina® uygulamasından etkilenmedi. Özetle, iki bağımsız çalışma, yedi gün boyunca Immulina® uygulamasını takiben NK hücre aktivitesinde artış olduğunu gösterdi.

  •  

    Nasıl alınır

    Spirulina piyasada toz şeklinde ve tablet şeklinde olmak üzere iki form halinde bulunur. Tablet şeklindeki kullanım tadın hissedilmemesi açısından daha fazla tercih edilmektedir.

    Önerilen doz, aktif miktarlar, diğer detaylar

    Etkilerini inceleyen çalışmalarda kullanılan spirulina dozu büyük ölçüde değişir. Genel olarak, günde 1-8 gr spirulina etkisinin olduğu gösterilmiştir. Spesifik dozlar, bunun için kullanıldığı duruma bağlıdır:

    Kolesterol için, günde 1-8 g aralığında dozlar etkili olabilir

    Kas performansı için günde 2-7,5 g dozları kullanılmıştır.

    Kan glikozu kontrolü için günde 2 g ile çok hafif etkiler görülmüştür.

    Kan basıncı günde 3.5-4.5 g dozunda etkilenebilir

    Yağlı karaciğer için etkiler günde 4.5 gr dozlarda görülmüştür.

    Spirulina, ağırlıkça yaklaşık% 20 C-fiskosiyanindir ve ağırlıkça yaklaşık% 1 oranında fıkosiyanobilindir. Sıçanlarda 200mg / kg C-phycocyanin (1g / kg spirulina) dozaj aralığı yaklaşık olarak:

    65-70kg kişi için 10.9g

     

    85-90kg kişi için 14,5g

     

    110-115kg  kişi için 18.2g

     

    Spirulina, günde bir kez veya daha küçük dozlarda, günde birden fazla olarak alınmalıdır. Yukarıda belirtilen en yüksek dozun aşılması tavsiye edilmez, çünkü bu seviyenin ötesinde belirgin bir fayda görülmemiştir.

  • Spirulina, protein açısından inanılmaz derecede yüksek ve antioksidanlar içeren, B vitaminleri ve diğer besinler için iyi bir kaynak olan doğal bir “alg” (siyanobakteri) tozudur. Kirlenmemiş havuzlardan ve su kütlelerinden doğru şekilde hasat edildiğinde, mevcut en güçlü besin kaynaklarından biridir. Büyük ölçüde protein ve esansiyel amino asitlerden oluşur ve yüksek doğal demir içeriği nedeniyle vejeteryanlar için tavsiye edilir. Protein ve demirin yüksek konsantrasyonu, hamilelik sırasında, ameliyattan sonra veya bağışıklık sisteminin her zaman bir desteğe ihtiyaç duyması halinde bunu ideal hale getirir.

  • Spirulina'nın alerjik rinit üzerindeki etkileri.

    Cingi C1, Conk-Dalay M, Saklı H, Bal C. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi

    Çeşitli nedenlere bağlı olarak alerjik rinit prevalansı global olarak artmaktadır. Dünyanın dört bir yanındaki büyük bir insan grubunun kaliteli yaşamını etkiler. Allerjik rinit halen mevcut tıbbi yollarla kontrol altında kalması yetersizdir. Sürekli tıbbi tedavinin ihtiyacı, bireylerin ilaçların yan etkileri konusunda endişeli olmasını sağlar. Yani alternatif bir stratejiye ihtiyaç var. Spirulina, tinospora cordifolia ve butterbur'un etkileri son zamanlarda çok az sayıda araştırmada allerjik rinit üzerinde araştırıldı. Spirulina, çeşitli hastalıkların iyileştirilmesinin yanı sıra bağışıklık fonksiyonlarını modüle etmek için bir besin takviyesi olarak üretilen ve ticarileştirilen mavi-yeşil algini temsil eder. Bu çift kör, plasebo kontrollü çalışma, alerjik riniti olan hastaların tedavisinde spirulina'nın etkinliğini ve tolerabilitesini değerlendirdi. Spirulina tüketimi, nazal akıntı, hapşırma, burun tıkanıklığı ve kaşıntı gibi plaseboya (P <0.001 ***) kıyasla semptomları ve fiziksel bulguları önemli ölçüde iyileştirdi. Spirulina, plasebo ile karşılaştırıldığında alerjik rinit üzerinde klinik olarak etkilidir. Bu etkinin mekanizmasını açıklığa kavuşturmak için daha fazla çalışma yapılmalıdır.

  • İnsanlarda spirulina takviyesinin ergojenik ve antioksidan etkileri.

    Kalafati M1, Jamurtaş AZ, Nikolaidis MG, Paschalis V, Theodorou AA, Sakellariou GK, Koutedakis Y, Kouretas D.

     

    İnsan Performans ve Rehabilitasyon Enstitüsü, Araştırma ve Teknoloji Merkezi - Teselya, Trikala, Yunanistan.

     

    AMAÇ:

    Spirulina antioksidan ve performans arttırıcı etkileri için claiMSS eşliğinde popüler bir besin takviyesidir. Bu nedenle, bu çalışmanın amacı spirulina takviyesinin (i) egzersiz performansı, (ii) substrat metabolizması ve (iii) kan redoks durumunun hem dinlenme hem de egzersiz sonrası üzerindeki etkisini incelemektir.

    YÖNTEMLER:

    Orta derecede eğitimli dokuz erkek, çift kör, plasebo kontrollü, karşı çaprazlama çalışmasına katıldı. Her hasta ya spirulina (6 g x d (-1)) ya da 4 wk için plasebo aldı. Her bir özne, 2 saat boyunca VO2max'ının% 70-75'ine karşılık gelen bir yoğunlukta ve daha sonra da% 95'lik VO2max'ta bir yorgunlukta koştu. Egzersiz sırasında egzersiz performansı ve solunum bölümü, hem plasebo hem de spirulina takviyesi sonrasında ölçüldü. Kan örnekleri egzersizden hemen önce, hemen sonra ve 1, 24 ve 48 saat sonra alındı. Azaltılmış glutatyon (GSH), okside glütatyon (GSSG), GSH / GSSG, tiyobarbitürik asit-reaktif maddeler (TBARS), protein karboniller, katalaz aktivitesi ve total antioksidan kapasite (TAC) belirlenmiştir.

    SONUÇLAR:

    2 saatlik çalışmadan sonra yorgunluk zamanı spirulina takviyesinden (2.05 +/- 0.68 vs 2.70 +/- 0.79 dk) sonra anlamlı olarak daha uzundu. Spirulina sindirimi, plasebo çalışmasına kıyasla, 2 saatte karbohidrat oksidasyon hızını% 10.3 ve yağ oksidasyon oranını% 10.9 artırmıştır. GSH düzeyleri spirulina takviyesinden sonra istirahatte plasebo ve egzersizden 24 saat sonra yüksekti. Spirulina takviyesi sonrasında değil, plasebo sonrası egzersiz sonrası TBARS seviyeleri arttı. Protein karbonil, katalaz ve TAC düzeyleri her iki grupta da egzersizden hemen sonra ve 1 saat sonra benzer şekilde artmıştır.

     

    Spirulina takviyesi, egzersiz performansı, yağ oksidasyonu ve GSH konsantrasyonunda önemli bir artışa neden oldu ve lipit peroksidasyonunda egzersize bağlı artışın azaltılmasını sağladı.

  •  

    Spirulina tip 2 diyabetes mellitus hastalarında etkilerini belirlemek için randomize bir çalışma.

    Lee EH1, Park JE, Choi YJ, Huh KB, Kim WY. Güney Kore Ewha Womens Üniversitesi

    Spirulina esansiyel amino asitler, esansiyel yağ asitleri, vitaminler, mineraller ve anti-oksidatif bileşenleri içeren mikroskobik ve lifli bir siyanobakteridir. Bu çalışmanın amacı, tip 2 diyabetli Koreli hastalarda spirulina müdahalesinin etkilerini incelemekti. Denekler Seul'de bir diyabetik kliniği ziyaret eden ve spirulina (8 g / gün) veya kontrol grubuna randomize olarak atan 37 tip 2 diyabetik hasta idi. 12 haftalık müdahale döneminde, deneklerden her zamanki diyetleri sürdürmeleri ve herhangi bir fonksiyonel gıda ya da besin takviyesi almamaları istenmiştir. Spirulina takviyesi 12 hafta boyunca antropometrik parametreleri etkilemedi, ancak plazma trigliserit düzeyini anlamlı derecede düşürdü (p <0.05). Spirulina takviyesi ayrıca plazma malondialdehit seviyesinde önemli bir azalmaya neden oldu (p <0.05) ve plazma adiponektin seviyesinde bir artış (p <0.1). Spirulina takviyesinin lipit düşürücü etkisi, müdahaleye girmeden önce deneklerin serum lipid düzeylerine göre farklıydı. Daha yüksek başlangıç ​​trigliserit düzeyi olan denekler, plazma trigliserid ve kan basıncında daha yüksek bir azalma gösterdi. Başlangıçtaki toplam kolesterol ve LDL-kolesterol düzeyi daha yüksek olan denekler toplam kolesterol, LDL-kolesterol, IL-6 ve kan basıncının plazma konsantrasyonlarında daha yüksek bir azalma gösterdi. Dislipidemili hastalarda spirulina takviyesinin daha etkili olduğu görülmektedir. Bu çalışma, tip 2 diyabetli Koreli hastalarda kan lipid profilleri, inflamatuar değişkenler ve antioksidan kapasite üzerindeki spirulina takviyesinin yararlı etkilerine dair kanıtlar sunmaktadır. Sonuçlar spirulina diyabet yönetimi için fonksiyonel bir gıda olarak ümit verici bir ajan olduğunu göstermektedir.

  • Spirulina'nın Faydaları

    Gölet pisliği gibi tadı olsa da, Spirulina bazı sağlık artırıcı niteliklere sahiptir:

    1) Gezegendeki Besin Miktarı En Yoğun Olan Gıdadır.

    Spirulina'daki protein ve vitaminlerin konsantrasyonu, onu “gezegendeki en besleyici gıdalar” olarak sınıflandırmaya yöneltmiştir. Gramaj olarak diğer yiyeceklere kıyasla, her bir gramı ancak kilolarca diğer besinlerden alabileceğiniz değerli maddeler içerir:

    Protein: Tam bir yüksek kaliteli protein kaynağı olarak kabul edilir ve sıklıkla gram başına protein miktarı için yumurtalarla karşılaştırılır. Spirulina'daki protein oldukça kullanışlıdır ve% 50-61 arasında bir net protein kullanım oranına sahiptir.

    B1 Vitamini: Ayrıca Thiamin olarak adlandırılır, bu vitamin yağ ve proteinlerin sindirimi için gereklidir. Genellikle artan enerji, göz sağlığı, beyin fonksiyonu ve sinir fonksiyonlarının iyileştirilmesi için alınır.

    Demir: Spirulina vejeteryanlar için en sevilen yiyecek kaynağıdır çünkü demirin en iyi bitki kaynaklarından biridir. Et tüketenler için bile, sindirim sistemi üzerinde yumuşak bir şekilde emilebilen bir demir formuna sahiptir.

    Kalsiyum: Spirulina ayrıca sütte kalsiyumun 26 katından fazla kalsiyum ile inanılmaz derecede yüksektir.

    Ayrıca (1 çorba kaşığı başına) içerdiği gıdalar:

    4 gram proteine karşılık sadece 20 kalori

    %11 B1 vitamini

    %15 B2 vitamini

    %4 B3 vitamini

    %11 demir

    Spirulina ile beslenme faydaları

    Spirulina, (Vikipedi'ye göre): B-1 (tiamin), B-2 (riboflavin), B-3 (nikotinamid), B-6 (piridoksin), B-9 vitaminleri içeren diğer besinlerin büyük bir kaynağıdır. (folik asit), C vitamini, D vitamini, A vitamini ve E vitamini içerir. Aynı zamanda potasyum, kalsiyum, krom, bakır, demir, magnezyum, manganez, fosfor, selenyum, sodyum ve çinko kaynağıdır. Spirulina yararlı ve biyoyararlanabilen birçok pigment içerir ”.

    Önemli Not: Birçok iddianın aksine Spirulina, insanlar için iyi bir B12 vitamini kaynağı değildir. Bir B12 formunu içerirken, insanlarda emilemez veya etkili olmayan psödovitamin B12'dir.

    2. Gamma Linolenic Asit (GLA) ve Omega-3'leri içerir

    Spirulina Gamma Linolenic Asit içerir ve Omega-3sSpirulina, özellikle diğer kalite Omega-3 takviyeleri ile alındığında, anti-inflamatuar özellikleri için çok dikkat çeken esansiyel yağ asidi gamma linolenik asit (GLA) dahil olmak üzere% 65 protein ve amino asittir .

    GLA'nın bir besin kaynağında bulunması zordur ve normal olarak vücut tarafından yaratılmalıdır. Spirulina, doğal bir GLA içeriğine sahip birkaç gıdadan biridir.

    Spirulina'daki GLA'nın yararlarının, bu çalışmaların GLA kaynağı için bitkisel yağlar kullandığı ve bitkisel yağlardaki diğer enflamatuar bileşiklerin anti-enflamatuar kabiliyete müdahale edebileceğinden, çalışmaların nelerden daha fazla olduğunu sanıyorum.

    GLA'nın yanı sıra Spirulina ayrıca Omega 3-, 6 ve 9'ları da içerir ve özellikle Omega-3'lerde yüksektir.

    3. Kan Şekeri Dengesine Yardımcı Olabilir

    Çalışmalar, spirulina'nın kan şekerinin dengelenmesinde özellikle yararlı olabileceğini ve hatta bazı durumlarda diyabet ilacı kadar etkili olabildiğini göstermektedir. Diğer çalışmalar, sadece kan şekerini düşürdüğünü değil, aynı zamanda kan şekeri seviyelerinin uzun vadeli bir belirteci olan HbA1c'yi de düşürdüğünü göstermektedir.

    4. Güçlü Antioksidanlar

    Antioksidanlar hücrelerimizi hasara karşı koruyan güçlü maddelerdir. Onlarca yıllık araştırma sayesinde, çoğumuz doğal kaynaklardan yeterince antioksidan tüketmenin önemini biliyoruz ve spirulina mükemmel bir seçim.

     

    Spirulinayı benzersiz yapan antioksidan güçlü bir anti-enflamatuar olan fikorosin olarak adlandırılır.

    Bu Spirulina, bağımsız bir laboratuvar tarafından test edildi ve 24,000'den fazla ORAC (Oksijen Radikal Absorbans Kapasitesi) elde etti; bu, ORAC'ın yaban mersini skorunun 4 katıdır. ORAC skoru genellikle farklı gıdalardaki antioksidan yeteneği ve konsantrasyonu ölçmek için kullanılır.

    5. Alerjileri olanlara yardımcı olabilir

    Bazı araştırmalar, Spirulina'nın alerjisi ve alerjik reaksiyonları olan kişiler için faydalı olabileceğini öne sürmüştür.

    Bu muhtemelen burun tıkanıklığına ve diğer sorunlara yol açan inflamasyonu azalttığı için olasıdır. Çalışmalarda, spirulina alan kişiler burun tıkanıklığı, kaşıntı ve hapşırmaların azaldığını fark ettiler.

    6. Ağır Metallerin Kaldırılmasına Yardımcı olur

    Spirulina vücutta ağır metallerle bağlanabilir ve bunları çıkarmaya yardımcı olur.

    Klorofilde de son derece yüksektir, bu da toksinleri kandan arındırmaya ve bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olur. Aslında, bir çalışmada çinko takviyesi ile kombine 500 miligram spirulina günlük arsenik toksisitesini neredeyse yarıya indirmek için yeterli olduğunu bulduk!

    Gelişmekte olan kanıtlar ayrıca, radyoaktif izotoplarla bağlandığını ve radyoaktivite maruziyeti veya radyasyon terapisi için yararlı olabileceğini düşündürmektedir.

    7. Kas ve Dayanıklılık Faydaları

    Spirulinanın egzersiz sırasında yağ yakımını artırdığı bilinmektedir. Yüksek antioksidan içeriği, kas yorgunluğuna ve kas kazanamamaya neden olan egzersize bağlı oksidasyonun azaltılmasında faydalıdır.

    Aslında çalışmalar şunu bulmuştur:

    Artan dayanıklılık

     

    Egzersizden kaynaklanan kas hasarlarında azalma

  •  

    Diyet Spirulina'nın vasküler reaktivite üzerindeki etkileri.

    Juárez-Oropeza MA1, Mascher D, Torres-Durán PV, Farias JM, Paredes-Carbajal MC. Eczacılık fakültesi, biyokimya bölümü, Universidad Nacional Autónoma Meksika

     

    Spirulina'nın (Arthrospira) kardiyovasküler hastalıkların önlenmesinde yararlı bir etkiye sahip olabileceğini gösteren birkaç rapor vardır. Burada, diyet Spirulina'nın, zayıf ya da obez Wistar sıçanlarından alınan aortik halkaların vazomotor reaktivitesi üzerindeki etkileri üzerine yapılan çalışmaların sonuçlarını gözden geçirdik. Spirulina alımının insanlarda plazma lipitleri ve kan basıncı üzerindeki etkilerine ilişkin ön sonuçları da gözden geçirmekteyiz. Önceki çalışmaların sonuçları, Spirulina'nın, endotelyum tarafından nitrik oksidin sentez / salımında ton ile ilgili bir artışa ve aynı zamanda, arakidonik asidin bir vasodilasyon yapan siklooksijenaz-bağımlı metabolitinin sentez / salımındaki bir artışı indüklediğini ve / veya endotelyum tarafından bir vazokonstriksiyon eikosanoidin sentezinde / salınmasında bir azalma. İnsanlarda, Spirulina maxima alımı, kan basıncını ve plazma lipid konsantrasyonlarını, özellikle triasilgliserolleri ve düşük dansiteli lipoprotein-kolesterolü azaltır ve dolaylı olarak toplam kolesterol ve yüksek dansiteli lipoprotein-kolesterol değerlerini modifiye eder.

  • Alkolik olmayan yağlı karaciğer hastalığı olan hastalarda Spirulina maxima'nın hepatoprotektif etkileri: 

    Ferreira-Hermosillo A1, Torres-Duran PV, Juarez-Oropeza MA. Biyokimya, Tıp Fakültesi, Meksika Ulusal Özerk Üniversitesi (UNAM), Meksika.

     

    GİRİŞ:

    Alkolsüz yağlı karaciğer hastalıkları basit steatozdan alkolsüz steatohepatite kadar değişmektedir. "İki vuruş" hipotezi, patogenezi için geniş çapta kabul edilir: ilk vuruş, hastamızı ikinci bir isabete yatkın hale getiren ve böylece mitokondriye oksidatif stres, lipoperoksidasyon ve oksidatif strese yol açan artmış yağ akısıdır. artan ROS ile zincir reaksiyonu. Klinik endikasyonlar karın krampları, meteorisizm ve yorgunluğu içerir. Bununla birlikte çoğu hasta asemptomatiktir ve tanı aminotransferaz elevasyonu ve ultrasonografiye (veya "parlak karaciğer") dayanır. Spirulina maxima deneysel olarak karaciğer lipit profilini koruyarak in vivo ve in vitro hepatoprotektif özelliklere sahip olduğu kanıtlanmıştır. Bu olgu sunumu, oral yolla sağlanan Spirulina maxima'nın hepatoprotektif etkilerini değerlendirmektedir.

    DAVA SUNUMU:

    Üç İspanyol Meksikalı hasta (43 yaşında bir erkek, 77 yaşında bir erkek ve 44 yaşında bir kadın), ultrasonografiye tabi tutuldu ve üç ay boyunca 4.5 g / gün Spirulina maxima ile tedavi edildi. Tedaviden önce ve sonra kan örnekleri triaçilgliseroller, total kolesterol, yüksek dansiteli lipoprotein kolesterol, alanin aminotransferaz ve düşük dansiteli lipoprotein kolesterol seviyelerini belirlemiştir. Sonuçlar ultrason kullanılarak değerlendirildi.

    SONUÇ:

    Tedavi, ultrasonografi ve aminotransferaz verileriyle kanıtlandığı gibi terapötik etkilere sahipti. Hipolipidemik etkiler de gösterilmiştir. Spirulina maxima'nın, alkolik olmayan yağlı karaciğer hastalıkları ve dislipidemik bozukluğu olan hastalar için alternatif bir tedavi olabileceği sonucuna vardık.

  • Bir Girit popülasyonunda Spirulina (Arthrospira platensis) takviyesinin hipolipidemik etkileri: prospektif bir çalışma.

    Mazokopakis EE1, Starakis IK, Papadomanolaki MG, Mavroeidi NG, Ganotakis ES.

    İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Girit Donanma Hastanesi, Hanya, Yunanistan; Kandiye Üniversite Hastanesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Girit, Yunanistan.

    ARKA FON:

    Spirulina (Arthrospira platensis) gıda takviyesi olarak kullanılan lifli bir siyanobakteridir. Çalışmanın amacı, Spirulina'nın Cretan Yunan dislipidemik hastalarında lipit düşürücü etkilerini saptamak ve dislipidemiye alternatif bir tedavi yöntemi olarak etkinliğini belgelemekti. Elli iki erişkin ülkesinde (32 erkek, 20 kadın), orta yaş 47 (aralık, 37-61) yıl, yeni tanı almış dislipidemi ile, 12 hafta boyunca günde 1 gram Spirulina (Yunan üretimi) tüketildi. Çalışma süresinin başlangıcında ve sonunda açlık kan örneklerinde tam lipit profili ölçüldü. Sistolik ve diyastolik kan basıncı, boy, kilo ve vücut kitle indeksini de içeren antropometrik ölçümler de kaydedildi.

    SONUÇLAR:

    3 aylık müdahale periyodunun sonunda ortalama trigliserit düzeyleri, düşük dansiteli lipoprotein-kolesterol, total kolesterol, yüksek yoğunluklu lipoprotein-kolesterol düzeyleri ve total kolesterolün yüksek dansiteli lipoproteinolesterol oranı anlamlı olarak azaldı: 16.3 Ortalama yüksek dansiteli lipoprotein-kolesterol düzeyleri, sırasıyla% 10 (P <0.0001),% 10.1 (P <0.0001),% 8.9 (P <0.0001),% 10.8 (P <0.0001) ve% 11.5 (P = 0.0006) idi. anlamlı olarak artmadı (% 3.5). Kan basıncı, kilo ve vücut kitle indeksi neredeyse değişmedi.

    Spirulina takviyesi günlük 1 g dozda, özellikle dislipidemik Cretan ayaktan hastalarında trigliserit konsantrasyonunda güçlü hipolipidaemik etkilere sahiptir.

  •  

    Genç koşucularda Spirulina maxima'nın postprandial lipemiye etkisi: 

    Torres-Durán PV1, Ferreira-Hermosillo A, Ramos-Jiménez A, Hernández-Torres RP, Juárez-Oropeza MA.

     

    Eğitimli kişiler, hem oruç hem de postprandial durumlarında düşük plazma triasilgliserol konsantrasyonları sergilerler. Egzersiz pratiğinin yaygın olarak postprandiyal lipemi geliştiğine inanılmaktadır. Ek olarak, artmış postprandiyal lipemi, zayıf lipid temizliğinin bir göstergesidir ve ateroskleroz, insülin direnci ve obezite ile ilişkilendirilmiştir. Spirulina maxima, yüksek besin değeri olan yenilebilir bir mikroorganizmadır. Tüketildiği zaman, insanlarda hipolipemik ve antihipertansif özellikler gibi sağlığa yararlı özellikler gösterilmiştir. Bu çalışma, oral olarak uygulanmış S. maxima'nın, genç bir Meksika spor popülasyonunda postprandiyal lipemiye olan etkilerini, 15 günlük bir kullanımdan sonra, lipit temizlenmesini iyileştirmek için olası bir alternatif tedavi olarak değerlendirmektedir. Çalışmaya 40 yaş altıkoşucu (10-26 yaş; 21 erkek ve 20 kadın) katılmıştır. Hepsi çalışmadan en az 1 yıl önce fiziksel olarak aktifti ve çalışma süresince eğitim görmedi. Denekler 15 gün boyunca 5 g Spirulina tüketti. Spirulina ile tedaviden önce ve sonra, yüksek yağlı içerikli (% 53.2 toplam kalori) standart bir öğünü tüketmişlerdir (12 saat oruç). Postprandiyal lipemi yağlı öğünden 1.5, 3 ve 4.5 saat sonra ölçüldü. Açlık plazma triaçilgliserol (TAG) konsantrasyonları tedaviden önce Spirulina tedavisinden daha düşüktü. Ek olarak, TAG konsantrasyonlarının eğrisinin altında bulunan postprandiyal alan Spirulina ile tedaviden sonra daha düşüktü. Araştırılan en genç koşucuların% 60'ı (10-16 yaş), tedaviye en iyi yanıtı sergilemiştir. Oral olarak verilen S. maxima, sportif gençlerde postprandiyal lipemi azalttı. En genç insanlar Spirulina'nın postprandiyal lipemiye olan faydalı etkilerine en duyarlı olanıydı.

  •  

    Spirulina platensis'in egzersize bağlı oksidatif stres altında iskelet kası hasarı üzerine önleyici etkileri.

    Lu HK1, Hsieh CC, Hsu JJ, Yang YK, Chou HN.

    Spor Bilimleri Araştırma Merkezi, Ulusal Tayvan Beden Eğitimi Koleji, Taichung, Tayvan

     

    Spirulina desteğinin, eğitimsiz insanlarda iskelet kası hasarını önleme üzerindeki etkileri incelenmiştir. On altı öğrenci, 3 hafta boyunca normal diyetine ek olarak Spirulina platensis'i almaya gönüllü oldu. Tedavi öncesi ve sonrası Bruce artımlı koşu bandı egzersizi bittikten sonra kan örnekleri alındı. Sonuçlar, malondialdehid (MDA) plazma konsantrasyonlarının spirulina ile takviye edildikten sonra önemli ölçüde azaldığını gösterdi (P <0.05). Kan süperoksit dismutaz (SOD) aktivitesi spirulina veya soya proteini ile takviye edildikten sonra belirgin olarak artmıştır (P <0.05). Her iki kan glutatyon peroksidazı (GPx) ve laktat dehidrojenaz (LDH) seviyeleri, bir ANCOVA analizi ile spirulina ve soya proteini takviyesi arasında anlamlı olarak farklıydı (P <0.05). Ek olarak, laktat (LA) konsantrasyonu daha fazlaydı ve tükenme süresi (TE) spirulina yolunda anlamlı olarak uzatıldı (P <0.05). Bu sonuçlar, S. platensis'in sindirilmesinin iskelet kası hasarının önleyici etkisini gösterdiğini ve muhtemelen tüm egzersiz sırasında tükenme zamanının ertelenmesine yol açtığını göstermektedir.

  •  

    Yaşlılarda Spirulina'nın anemi ve bağışıklık fonksiyonu üzerindeki etkileri.

    Selmi C1, Leung PS, Fischer L, Alman B, Yang CY, Kenny TP, Cysewski GR, Gershwin ME.

     

    Anemi ve immünolojik disfonksiyon (yani immünosenesens) yaygın olarak daha yaşlı olgularda bulunur ve bu fenomenleri önlemek için beslenme yaklaşımları aranır. Spirulina enflamasyonu azaltan ve aynı zamanda antioksidan etkileri gösteren lifli ve çok hücreli bule-yeşil algidir. Spirulina'nın, anemi öyküsü olan yaşlı vatandaşlarda anemi ve immünosenesensi hafifletebileceğini varsaydık. Büyük kronik hastalık öyküsü olmayan 50 yaş ve üzeri her iki cinsiyetten 40 gönüllü katıldı. Katılımcılar 12 haftalık Spirulina takviyesi aldı ve çalışma sırasında beslenme rejimlerini belirlemek için kapsamlı diyet anketleri uygulandı. Bağışıklık fonksiyonunun bir işareti olarak tam hücre sayımı (CCC) ve indoleamin 2,3-dioksijenaz (IDO) enzim aktivitesi, başlangıçta ve takviyenin 6. ve 12. haftalarında belirlendi. Otuz çalışma katılımcısı tüm çalışmayı tamamladı ve elde edilen veriler analiz edildi. 12 haftalık çalışma süresinde, her iki cinsiyette de ortalama korpusküler hemoglobinin ortalama değerlerinde sabit bir artış oldu. Ayrıca erkek katılımcılarda ortalama kas hacmi ve ortalama korpusküler hemoglobin konsantrasyonu da artmıştır. Yaşlı kadınlar Spirulina takviyelerinden daha hızlı fayda görmeye başladı. Benzer şekilde, deneklerin çoğunluğu Spirulina takviyesinin 6 ve 12 haftalarında artmış İDO aktivitesini ve beyaz kan hücresi sayısını göstermiştir. Spirulina, yaşlı kişilerde anemi ve immünosenseziyi iyileştirebilir. Bu güvenli desteğin randomize klinik çalışmalarda yararlı olup olmadığını tespit etmek için büyük insan çalışmalarını teşvik ediyoruz.